12 Kasım 2016 Cumartesi

İRİS &MELTEM YILMAZ





İRİS & MELTEM YILMAZ



Sevgili Meltem Yılmaz'ın 2.romanı olan İris'i merakla bekleyenlerden biri idim çünkü ilk romanı Soraya'yı merakla okumuştum. Yazarımızın, ülkemizde yaşanan sosyal sorunlara parmak basmasını ve yaşananları romanlarıyla bize aktarmasını seviyorum. Çünkü oldukça tarafsız bir şekilde işleniyor konular . İriste de bu özelliği ile beni yanıltmadı.

Yazarın dili oldukça sade ve anlaşılır .Sayfalar akıp gidiyor adeta.

İris , umutla başladığı evliliğinden daha ilk günden darbeyi yiyen ve adeta hayata küsen ürkek bir kadındır. Çocukluğunda yaşadığı travmalar ile adeta hayata yenik başlamış ,evliliği ile de bu şanslığı devam etmiş, iş yerinde de huzursuz olan bir tiptir.
Tunus'a yaptığı bir seyahat sırasında tanıştığı bir kişi vasıtası ile ulaştığı belgeler ona farklı bir hayatın kapılarını aralarken gittiği terapiler ile de ruhunu tamir etmeye çalışmaya başlar .Silkelenmeye ve dik durmaya çalışmaya başlamıştır adeta...
Komşuları ve eşi ile olan diyalogları esnasında aslında eşini hiç mi hiç tanımadığını anlarken kendini de keşfetmeye başlar İris.
Kitapta Ankara Garı'nda yaşadığımız elem verici patlamaya değinilirken, yasa dışı örgütlerin insan hayatlarını nasıl etkilediği de gözler önüne serilmiştir. Çocukken babasının görevi nedeni ile gittiği doğu şehirlerinde yaşananlarıda hem yetişkinlerin hem de çocukların gözü ile anlatması da oldukça dikkat çekici. Travmatik yaşamlar aslında hiç te uzağımızda değil diyor insan okurken. Arap Baharı ve sonrasında yaşananlarıda unutmamış yazarımız... İnsan ticaretinin korkunç boyutuda ayrı bir konu ayrıca...Dopdolu bir kitap olmuş.

Toplumumuzda var olan artık evlenme vakti geldi sendromunu yaşamayada güzel bir örnek oluşturabilir kitap, tüm olumsuzluklara rağmen bu evlilik sürmeli çabalarıda beraberinde...
Özellikle de kadın okurların özellikle okuması gerektiğini düşünüyorum. Tüm olumsuzluklara rağmen bir çıkış kapısı bulmak adına güzel bir örnek teşkil ediyor...


"Eğer insan kendine bir kez ‘neden ben?’ diye sormaya kalkarsa, cevabını asla bulamayacağı soruların denizinde boğulmaya başlamış demektir. Ben kendime asla neden ben diye sormayacağım."


Benim de acıma hissim daima sevgiyi yenmiştir ... Kötü bir özellik kabul ediyorum , İris gibi hep aldatılmışımdır bu yüzden :)))


10 Kasım 2016 Perşembe

NORMAL & JALE DEMİRDÖĞEN






NORMAL & JALE DEMİRDÖĞEN



Selammm.
Bir Jale Demirdöğen kitabini daha bitirmiş bulunmaktayım. Yazarın okuduğum 3.kitabi Normal...
İsminin Normal olduğuna bakmayın siz yine de yaşananlar biraz anormal geliyor okurken. Farklı ve sıradışı bir kitap olmuş. Alışıla geldik , basma kalıp ilerlemiyor konu. Düşündürüyor ve zihni zorluyor. Acaba diyor insan okurken hangisi gerçek hangisi hayal ......

İzmirde 1995 yılında yaşanan sel felaketinde ailesini ve sevdiklerini kaybeden Ayaz'ın dünü ve bu günü gel-git halindeki ruh hali eşliğinde anlatılmış. Sade ve kısmen mutlu bir yaşamı olan Ayaz ve ailesinin yaşamı sel felaketi ile birlikte trajik bir sona eriş yaşar. Ailesi ve mahalle komşularının bir çoğunu selde yitiren Ayaz , tek başına kaldığını hissettiği bir sırada ona maddi çıkarlar doğrultusunda uzatılan bir ele uzanır.. İstanbul'a yerleşir okumak için ... Aklında hep keşkeleri vardır.
Keşke diyen sadece o değildir aslında Mercan da bu keşkelere dahildir. Bebeğini kaybeden bir anneye aşk ne kadar dayanak olabilir bunuda okuyorsunuz kitapta...
Beni en çok etkileyen karakter Mercan oldu kitapta


Ayaz'ın hayata tutunma mücadelesi olsada genel hatları itibari ile ölenlerin zihinde yaşamaya devam etmesi ile sürekli bir hesap verme ve açıklama kaygısı ile geçen bir hayatı resmetmiş adeta yazarımız
Ayaz, son kitabını yazarken geçmişi ile adeta pazarlık yapıyor ve hesaplaşma yaşıyor. Denge kurmaya çalışıyor... Etrafındaki insanlarda onu anlamaya çalışırken zorlanıyor adeta.
İlginç bir kitap olmuş. Psikolojik tahlilleri sevenler için güzel bir fırsat olduğunu düşünüyorum.

Görüşmek üzere ...






2 Kasım 2016 Çarşamba

Kabakçı Mustafa & Reşad Ekrem Koçu


Kabakçı Mustafa & Reşad Ekrem Koçu



Reşad Ekrem'in dilinde tarih gerçek hayattan daha canlı, daha güzel, daha büyülü…
Osmanlı tarihi, son iki yüzyılında, ilerleme ve aydınlanma çabalarına karşı kurulu düzeni sürdürme yanlılarının önayak olduğu isyanların tarihidir. Lale Devri'nin aydınlığını 1730'da Patrona Halil İsyanı karartmıştı. Fransız Devrimi'nin yapıldığı 1789 yılında tahta oturan III. Selim'in yenileşme çabalarıyla ve "türlü iç ve dış gailelerle" geçen on sekiz yıllık dönemini de "Kabakçı Vakası" denilen kanlı bir ayaklanma kapadı (1807). Reşad Ekrem Koçu "Türkiye'de devlet gücüne indirilen en ağır darbelerden biri olan" bu isyanı ve başlıca aktörlerini tarihçi titizliği, romancı yaratıcılığıyla ele alıyor. 


SAYFA SAYISI ; 160
YAYINEVİ ; Doğan Kitap
BASIM YILI ; 2016





Kötülükçü & Kevser Aycan Aşkım Saroğlu


Kötülükçü & Kevser Aycan Aşkım Saroğlu




Kötülüğün bir kılığı yoktur, bir kılığı olsa en çok iyilik kılığına girmeyi sever... Senden vazgeçemem! Bu elimden gelmez. Seçtim işte yolumu. Bana başka bir seçenek bırakmadın Kerem!

Cabbar el Badisi'yi seçtim. Bir kötülükçüyü. Kötülükçü, intikam planı seçenekleri arasındaki en acı verici olanı bulan, hazırlayan ve uygulatan kişiye deniyormuş. Bir uzmanlık alanı yani. Üstelik plan yüzde yüz işliyormuş. Bir intikam planı için kötülükçüye gittiğinde, o sana senin arzun doğrultusunda, intikam alacağın insanı ya da insanları tümüyle mahvedecek, olabilecek en vahşi intikam planını sunuyormuş. Sen planı seçiyormuşsun ve kader çarkları dönmeye başlıyormuş.

Kaderin dümenini Cabbar el Badisi tutuyormuş. Evet, buradayım. Galiba geri dönüşsüz bir yolda Kerem. Beni buraya gelmeye sen zorladın. Bana başka hiçbir seçenek bırakmadın. Oysa biz birbirimiz için yaratılmıştık...

Aşk varsa, hele de tutkulu, şehvetli bir aşk intikam kaçınılmaz olabilir... Ama ne derler: İntikam alacaksan iki mezar kaz... Biri kendin diğeri düşmanın için... Sizi en karanlık, en tutkulu yanınızla yüzleştirecek, hacmi küçük tahrip gücü büyük bir roman... Kötülükçü...
(Tanıtım Bülteninden)


SAYFA SAYISI ; 160
YAYINEVİ; DOĞAN NOVUS
BASIM YILI ; 2016



20 Ekim 2016 Perşembe

BABAMIN EMANETİ & POYRAZ DEMİR




BABAMIN EMANETİ & POYRAZ DEMİR


" Keşke bir an için bile mümkün olsa seni unutmak, hiç değilse o zaman görsem dışarıda ne mevsim yaşar insanlar . "


Destek Yayınları imzalı BABAMIN EMANETİ kitabını bir çırpıda okudum çünkü çok şirin bir kitap oldu benim için ... Buram buram gençlik rüzgarları esen bir havası vardı kitabın . Öyle ki beni üniversite yıllarıma aldı götürdü .
Kitabın kapağıda oldukça hoş ve içi gibi sımsıcak .191 sayfa olmasıda kısa sürede okunası kılıyor kitabı .

Kitaptan bahsedecek olursak ;
Arkeoloji mezunu olan Poyraz, babasının vefatından sonra sehirde oldukça ünlü olan pastanelerinin başına geçer ve orayı işletmeye başlar. Pastaneye bir gün gelerek kalbini fetheden SİYAH KUĞU adını verdiği bir kıza kapılarak savrulmaya başlar, aşk ve gerçekliğin girdabında.
Bir yandan aşık olurken bir yandan da hayatı sorgulamaya başlar...
Çocukluk arkadaşı Uygar bir gün ona hayatının fırsatı olarak lanse ettiği bir teklifte bulunur ve olaylar arap saçı gibi karışmaya başlar. Doğru bildiği sandığı yalanları farkeder Poyraz ... Daha bir özlemeye başlar kayıplarını , en çok ta aile fertlerini ...

Kitaptaki her karakter dolu dolu idi ... Efkan Amca özellikle bilge bir kişiliğe sahipti ... Ayfer'in her şeye rağmen uzaklarda olan sahiplenişi , Kemal Amca'nın ve kızının ruh halleri ... Uygar'ın materyalistliği ... Hepsi ama hepsi yaşadıkları ortamın nasılda psikolojilerine sirayet ettiğini gösteriyordu davranışları ile ...

Poyraz hayallerinin peşinden gider gitmesine ama heybesinde en yakınım dediği insanların yaşattığı kalp kırıklıkları mevcuttur.
Kitabı okurken ebeveynlerin  meslek seçimindeki müdahalesinin ne kadar yanlış hayatlar yaşanmasına sebep olduğunu düşündüm durdum hep .
Hayaller İtalya imiş ama gerçekliği Sirkecide unlu pastane tezgahları ... Pek çoğumuz yaşadık bu durumu ,Hayatımıza müdahaleler oldu ve olmayada devam ediyor, edecekte ... O yüzden Poyraz bizden biri ,uzağımızda değil ...




 " İsimler çabuk unutulurdu ama hislerin ömrü daha uzun ... "


" Annem ve babamı düşündükçe burnumun direği sızlar. İçinde kezzap kaynayan bir sızı , zonklayarak yürür gözpınarlarıma. Yine de ağlayamam , ağlayamam bir türlü ... "



Kitapta altı çizilesi ve yüreğe dokunan pek çok cümle var ...Anlatılmaz okunur dedikleri bir kitap oldu benim için ...Bazı emanetlere sahip çıkarken kendimizden de vazgeçişimizi anlatıyor adeta..
Tavsiye ederim, okuyunuz ...









17 Ekim 2016 Pazartesi

Kan Ağacı & Jale Demirdöğen




Kan Ağacı & Jale Demirdöğen




Merhaba,
Yağmurlu ve serin bir Ankara sabahında içimi ısıtacak kadar samimi bir kitaptan bahsedeceğim ....
İsmine bakıpta vurdulu kırdılı yada cinayetli bir kitap sanmayın sakın elbet kayıplar var ama doğal yollardan ....

Öncelikle yazarın anlatımını sevdim bu okuduğum ikinci kitabı. Cümlelerinin çok derin ve anlamlı olduğunu düşünüyorum. Ayrıca da oldukça samimi bir anlatıma sahip. Geçmişten bahsederken sanki yanınızda oturan biri size hatıralarını anlatır gibi geliyor okurken ...

Kitap hem 2009 lu yılların İstanbul'unu  hem de 1970 ' lerin İzmir'ini anlatıyor geçmişe uzanarak ...
Sonra olay örgüsüne Bursa da ekleniyor ve bir ailenin 3 e bölünen dağılmışlığının nasıl toparlandığını okuyorsunuz.
Biraz bahsedecek olursam;

1970 'lerin İzmir'inde ailesinin tüm reddedişlerine rağmen sevdiği kadın olan Melike evlenen Fuat'ın maddi sıkıntılarla evliliğini idame ettirme çabaları ve aşka olan sarılışı insanı yürekten yaralıyor. Melike'nin Fuat'a olan bağlılığı ve yaşamını sürdürebilme çabası ..
Komşuluk bağları özlemini derinden hissedebileceğiniz kadar gerçekçi ve samimi .

- Okurken bende çocukluğumuzu ve komşularımızı özledim bir kere daha ..Sitelerde ve plazalarla çevrili hayatımızda eksiklik olduğunu bir kez daha dile getirdim etrafıma. -

2000 'lerin İstanbul'unda İtalyan bir baba ve Türk bir annenin kızı olan Canan'ın sevgiye olan açlığı ve kızı ile arasındaki kopuk ebeveyn ilişkisi düşündürüyor insanı. Madden büyük bir ferahlık ama manen bakıldığında despot bir anne ve onun kızı ile çocuğunun sevgisizlik silsilesi 3 kuşak yayılmış durumda ...
Aşkın ve güven duygusunun yokluğunun  kıyısında gezinen Özgür gibi herkes hayattan bezmiş halde yalılarında yaşıyor .
Kitap oldukça sakin giderken birden evin hizmetçisi ve dadısı konumundaki Lucia tavan arasındaki o gizli sırrı öğreniyor ve hayatlar alt üst oluyor  .
Geçmiş tavan arasından çıkarak soluk alıyor, canlanıyor ... Gerçekler biri bir ortaya çıkarken gözlerim nemli nemli okudum yaşananları bende o arada...

Sevdiğim karakterlerden biri kuşkusuz DERMAN oldu benim kitapta ..Nasıl bir vefa örneği idi onun yaşantısı ,okuyanlar anlayacaktır tüyo vermeyeyim onun hakkında. İzmirde ki evin düzenli temizliği ve bakımının yapılması ise ayrı bir komşuluk aidiyeti .



Kitap bu hayatta neler yaşanabileceğini ,acının ve mutluluğun kardeş olduğuna da işaret ediyor. Sır, denilen o derin kuyunun gün ışığına nasıl ulaştığını ve yaşattığı sancıları gözler önüne seriyor... Oldukça duygusal bir kitaptı okuduğum.

Tavsiye ederim, bu aralar yüreğinize dokunan bir seyler okumak isterseniz kesinlikle kaçırmayın. Eski komşularınızı özlemiş ve büyük şehirlerde plazalara sıkıştığınızı düşünüyorsanız , suni ilişkileri ısrarla reddediyorsanız okunmaya değer bir kitap buldunuz demektir.
Kemeraltında Fuat ile gezip, Tarihi Asansörde Lucia ile iz sürmek isterseniz yada Özgür ile Tarabyada yitip giden aşklara kadeh kaldırmak isterseniz yada benim gibi Kaptan'ın aldığı kirazlı şalda kaldı ise aklınız okuyunuz :)))


"Aşk, beraberinde birbiriyle çelişen onlarca duyguyu bir arada taşıyan ve bütün bu duyguları birbirine özenle karıştırabilen tek duyguydu ve uzun bir zamandır arzu edilen birine karşı kaldırılan bütün kılıçları bir anda indirebilir,içine girdiği bir yüreğin bütün gücünü ve direncini kırıp bir anda onu yere serebilirdi."




22 Eylül 2016 Perşembe

Aşık ve Şair Padişahlar & REŞAD EKREM KOÇU




KİTAP ADI ; Aşık ve Şair Padişahlar  
YAZARI ;  REŞAD EKREM KOÇU
YAYIN EVİ ; DOĞAN KİTAP
SAYFA SAYISI ; 168
BASKI YILI ; 2016


Aşık ve Şair Padişahlar  &  REŞAD EKREM KOÇU

Reşad Ekrem'in dilinde tarih gerçek hayattan daha canlı, daha güzel, daha büyülü… Osmanlı padişahlarının hepsi şairdi, üstelik içlerinden bazıları gerçekten iyi şairdi. Aşk olmayınca meşk olmaz: Şairlerin temel besin kaynağı aşktır. Osmanlı padişahları da aşktan yana zengin hayatlar sürdüler. Kiminin adı tek kadınla anıldı, kiminin devrinde sarayda her gece onlarca beşik sallandı. Birden fazla eşi, pek çok cariyesi olanların bile çoğu zaman efsaneleşmiş bir tek aşkı oldu. Kanuni Hürrem Sultan'a "emperyal aşk şiirleri" yazıyordu; I. Abdülhamid ise "başının tacı, gözünün nuru, gönlünün süruru" Hümaşah Sultan'a bir gecelik vuslat uğruna "Kuşça canım, efendim yoluna kurban olsun" diye yalvarıyordu. Reşad Ekrem Koçu, Osmanlı padişahlarının aşklarını ve şiirlerini anlatıyor.

Halife'nin İhtişamı & Benson Bobrick






KİTAP ADI ; Halife'nin İhtişamı 
YAZARI ; Benson Bobrick
YAYIN EVİ ; DOĞAN KİTAP
SAYFA SAYISI ; 256
BASKI YILI ; 2016



Bağdat'ın altın çağında dillere destan bir saray.
Batı Roma İmparatorluğu'nun yıkılmasıyla Avrupa zayıf düşerken Doğu'da siyasi ve kültürel bir altın çağ yaşanıyordu.786'da tahta çıkan Halife Harun Reşid'in sarayının görkemi, ordularının gücü ve adil karakteri dillere destandı. Abbasiler imparatorluk topraklarını genişletirken önemli bir ticari ve askeri güce dönüştü. Harun Reşid, Kutsal Roma İmparatoru Charlemagne ile Bizans'a karşı ittifak yaptı. İki "imparator" birbirlerine değerli armağanlar verdi, Harun Reşid'in gönderdiği beyaz file Charlemagne büyük ilgi gösterdi. Halifenin sarayında himaye ettiği âlimler, şairler ve müzisyenlerle Bağdat zengin bir kültür merkezine dönüştü ve İslam dünyası benzersiz bir gelişim gösterdi. İspanya'daki ve Sicilya'daki Arap emirliklerinin de bu altın çağa büyük katkısı oldu.Benson Bobrick Halifenin İhtişamı'nda Abbasi devletinin görkemli tarihini ve dünya uygarlığına yaptığı katkıyı renkli hikâyeler eşliğinde anlatıyor.





NEDAMET & MEHMET CEVDET YILDIRIM





                                                  

  KİTAP ADI ;  NEDAMET
YAZARI ; MEHMET CEVDET YILDIRIM
YAYINEVİ ; DOĞAN KİTAP
SAYFA SAYISI ; 212
BASKI YILI ; 2016


Mehmet Cevat Yıldırım masalın sınırlarında gezinen, özgün ve vurucu bir vicdani hesaplaşma hikâyesi sunuyor okura. Berber çırağı İlyas, Viranbayır kasabasının sakladığı büyük sırrı tesadüfen öğrenir. Kasabanın "kadımîleri"nden bir genç kız öldürülmüş, kızın ailesi ayaklanmış, bu vesileyle kadımîler yok edilmiş, sürülmüştür. Herkesin bilip de bilmezden geldiği bu sır İlyas'ın vicdanında büyük bir yara açar. Amacı mümkün olduğunca uzağa gitmek, denize açılmaktır. Kasabayı terk edip Liman şehrine sığınan İlyas bir iş, Hasan adında bir de dost bulur. Ardından bir gemiye tayfa yazılıp denize açılır ancak deniz selamete yol vermez. Yıllar sonra Hasan'ın İlyas adını verdiği oğlu doktor çıkar ve Viranbayır'a atanır. Babasından kasabanın sırrını öğrenmiştir. Kasabanın acımasızlığı ile mücadele etmesi gerektiğinde bu sırrı açığa çıkaracak ve Viranbayır'ın kirli düzenini sarsacaktır.
(


2 Ağustos 2016 Salı

Aşk ve Savaşın Şarkısı & DINAH JEFFERIES




                                               
Aşk ve Savaşın Şarkısı & DINAH JEFFERIES



Merhabalar :)

Malum gündem hepimizi yorup , moralimizi bozdu son günlerde. En iyi terapi güzel bir kitap diyerek daha bir sıkı sarıldım kitabıma ...

Yayınevinin sayfasında öncelikle konusu ile dikkatimi çeken kitabı elime aldığımda kapağına ve iç tasarımına hayran kaldım. Kesinlikle ve kesinlikle harika bir iş çıkarmış Nemesis Kitap ... Elinize alıp uzun uzun izleyeceğiniz cinsten bir baskı olmuş ...

Kitap 524 sayfa kalın bir kitap ama o kadar akıcı ve sağlam bir kurguya sahipki sayfaların nasıl ilerlediğini anlamıyorsunuz. Editasyonda oldukça kusursuz hatasız güzel bir çeviri okuyorsunuz. Bir kitap kurdu daha ne isteyebilir ki.





Gwen, sevdiği adam uğruna İngiltere'den Seylan'a evlenerek yerleşmiştir. Eşi çay plantasyonuna sahiptir. Farklı bir kültüre gelmenin zorluklarına evliliğe uyum sürecide eklenince oldukça zor günler geçiren yeni gelinimiz eşine duyduğu sevgiye tutunmuştur.

Hamile kalışı ve bebek sahibi oluşu ile birlikte hem çok güzel günler yaşamaya başlamış annelik adına hem de hayatının en zorlu sınavını bir yandan vermeye başlamıştır. Eşinin kız kardeşinin de onlarla kalıyor oluşu azap gibi günler geçirmesine sebep olmuştur. Çünkü tam bir başbelası :)

Büyük Buhran Dönemi ekonomik ilişkilerinin sosyal hayata yansımasınada çok güzel bir şekilde değinilmiş kitapta  bu kısımları özellikle beğendim. Tarihi bir tat alıyorsunuz okurken. Irksal farklılıkların, insanların  yaşam standartlarına olan etkisini çok güzel resmetmiş kitap. Sinema tadında adeta. Sadece okumuyor  film şeridi gibi gözünüzde canlandıracak kadar gerçekçi olmuş anlatımı.

Gwen ve Laurence'nin evliliği her türlü soruna ve insana karşı ,yer yer sekteye uğrasada devam eder.. Aşkın zorluklarına ve vahşi doğaya direnen bir kadın ... En çokta özleme direniyor.
Gwen'in anneliğini sorguluyorsunuz okurken ama yaşanılan yıl göz önüne alındığında uzun uzun düşünüyor insan ben olsaydım ne yapardım diye. Tabi benim en fazla kızgınlığım Laurenceye ve kardeşi Verinity'ye hatta dadılarına. Bilinmesi gereken bazı aile sırlarını Gwen'e anlatsalardı hiç kimse bu kadar acı çekmez ve kayıp yaşanmazdı diyorum...
Gözümde balık gibi yüzen bir kızın hayali ile btirdim kitabı.
Neden bahsettiğimi ve spoiler vermemek için nasıl çaba sarfettiğimi kitabı okursanız anlarsınız :)

Tavsiyemdir kesinlikle okunmalı ...



BANA ÖYLE BAKMA & VEFA ENVER








KİTAP ADI ; BANA ÖYLE BAKMA
YAZAR ; VEFA ENVER
YAYINEVİ ; Doğan Novus
SAYFA SAYISI ; 368
BASIM YILI ; 2016
TÜRÜ ; Romantik Komedi



İntikam soğuk yenen bir yemektir. Tabii aşkla ısınana kadar…

"Gerçekten istemiyorsan şu an beni durdurmak için en uygun zaman" diyor, gözlerini gözlerime dikip dudaklarını dudaklarıma yaklaştırırken. Onu durdurmayı aklımın ucundan bile geçirmiyorum, çünkü ömrüm boyunca atmadığı kadar hızlı atan kalbim daha ne kadar hızlı atabilir merak ediyorum. Sırf meraktan yani…

Pınar gerçek bir işkolik. İşyerinde ayağını kaydırmak isteyenler var. Mesela Alptuğ. Zaten bütün iş onun başının altından çıktı. Pınar'ı çileden çıkarıp öfke nöbetine girmesine neden olan o. Ayrıca işten zorunlu izne çıkarılmasına da. Ama Pınar işini geri almaya kararlı. Alptuğ'a ve onun işbirliği yaptığı, rakip şirketin yakışıklı playboy patronu Kerem Karadağ'a gününü gösterecek. Plan bu yani. Ama tek bir sorun var: İntikamdan önce aşkla tanışması gerekecek! Vefa Enver'den her satırını kahkahalarla okuyacağınız, romantik mi romantik, tatlı mı tatlı bir kitap.


19 Temmuz 2016 Salı

AL SANA AŞK & meriç mekik




KİTAP ADI ; AL SANA AŞK
YAZARI; meriç mekik
YAYINEVİ ; Doğan Kitap
SAYFA SAYISI; 416
BASIM YILI ; 2016


Evli, mutlu ve top gibi hamileydi...
Tabii bu, o çıtır kız yüzünden terk edilmeden önceydi...
Kalbi kırık Aylin umutsuzdu.
Ama gerçek aşkı Tarık'a bir asansörde kavuştu.
Şimdi çılgınlar gibi âşık, ama kafası pek karışık...
Yoksa bu Tarık gerçek olamayacak kadar iyi mi? Hem o fotoğraftaki kız da kimin nesi?
Bu aşk kaçıp gider mi? Yoksa sonsuza dek sürer mi?

"Bunca moralsizlik ve şiddet ortasında bize umut veren kitaplar, ilham veren kadınlar da var."
-Elif Şafak-

"Meriç Mekik belli ki bizi hep gülümsetecek daha nice sıcak romanın gelecekteki sevilen yazarı!"
-Aslı Tohumcu, Radikal Kitap-

"Sadece romantik değil aynı zamanda acayip komik, eğlenceli..."
-Gülenay Börekçi, Habertürk, egoistokur.com-





DINAH JEFFERRIES & Aşk ve Savaşın Şarkısı



KİTAP ADI ; Aşk ve Savaşın Şarkısı
YAZAR ; DINAH JEFFERRIES
YAYINEVİ ; NEMESİS KİTAP
ÇEVİRMEN ;Meltem Sağlam
SAYFA SAYISI; 528
BASIM YILI ; 2016



Hint Okyanusu'nun incisi olarak adlandırılan Seylan'a giden bir gemi ve içinde, sevdiği adam uğruna ülkesini terk eden genç bir kadın...

Gwen, gemisi Seylan kıyılarına vardığında, mutluluğun eliyle uzanıp tutabileceği kadar yakınında olduğuna inanıyordu. Yeni evlenmiş, âşık bir genç kadındı ve eşi Laurence'ın da kendisini aynı şekilde sevdiğine emindi.

O ana kadar hiç bilmediği gerçeğin soğuk esintisi, kıyıya adım attığı anda ilk kez yüzüne vurdu. Laurence, söz verdiği gibi onu almaya gelmemişti.

Gwen'ın kıyıda eşini beklerken gördüğü şeyler ve tanıştığı bir adam, evliliğinin hayallerindekinden farklı olabileceğini düşünmesine neden olmuştu. O andan sonra da korkular ve şüpheler giderek büyüdü, büyüdü… Laurence'ın her geçen dakika mesafeli bir adama dönüşmesiyse evliliklerinin ortasına kocaman bir çukur açmıştı. İkisini de içine çeken ve gün geçtikçe daha da büyüyen bir çukur...

İki ucundan birden sıkıca çekilen bir ipe dönmüştü artık evlilikleri. Kopma noktasına gelen şey ise aşklarıydı. Bu büyük aşkın, bir meydan savaşına dönüştüğünü fark eden Gwen, eşinin kendisinden sakladığı sırları ve geçmişi sorgulamaya başladı. Sonunda, geleceğin ümit vaat etmekten çok uzak olduğunu fark edecekti.
Çünkü geçmiş, pençelerini bugüne batırmak için hazırda bekliyordu.

"Sevgi ve kaybetmek üzerine yazılmış, tek kelimeyle büyüleyici bir hikâye. Dinah Jefferies, karmaşık ve heyecan verici bir hikâyeyi ustalıkla ele almış."
-Kate Furnivall-

Havva'nın Üç Kızı & ELİF ŞAFAK






KİTAP ADI ; Havva'nın Üç Kızı
YAZAR ; Elif Şafak
YAYINEVİ ; Doğan Kitap
SAYFA SAYISI ;424
BASIM YILI ; 2016




İnanca, inançsızlığa, arayışa, farklı kadınlara ve aşka dair baş döndürücü bir yolculuk... Ben ne annem gibi dindarım, ne babam gibi kâinatın, beş duyumla kavradığım şeylerden ibaret olduğuna kaniyim. Öyleyse ben neredeyim? Ne mutlak dindarlığa, ne de mutlak akılcılığa dahil olmak isteyenler için bir başka yaklaşım, yeni bir varoluş şekli yok mu acaba? Bir üçüncü yol mesela? Kim bilir?

Şirin, Mona ve Peri… Günahkâr, İnanan ve Şaşkın. Münkir, Mümin ve Mütereddit… Böylesine farklı üç genç kadın nasıl bir araya gelebilir? Arkadaş olabilirler mi sahi? Hatta kız kardeş?

Tanrı, bilim, kimlik, aidiyet, Doğu-Batı tartışmalarının tam ortasında hiç kimselere benzemeyen, karizmatik bir adam, sarsıcı bir skandal ve sıra dışı bir aşk... yarım kalan... seneler sonra yeniden canlanan...

Elif Şafak büyüleyici dili ve sağlam olay örgüsüyle inanca, inançsızlığa, arayışa, farklı kadınlara ve aşka dair baş döndürücü bir yolculuğa çıkarıyor bizleri.

Havva'nın Üç Kızı Türkiye ile Avrupa, dün ve bugün arasında gidip gelen güncel bir hikâye anlatıyor.

Yüzyılımızın en çok tartışılacak konularından birini kışkırtıcı kahramanlar aracılığıyla ele alan, temposu hiç düşmeyen, kolay kolay unutamayacağınız bir roman.
(Tanıtım Bülteninden)





REŞAD EKREM KOÇU & Patrona Halil







KİTAP ADI ; Patrona Halil
YAZARI ; Reşad Ekrem Koçu
YAYINEVİ ; Doğan Kitap
SAYFA SAYISI ; 256
BASIM YILI ; 2016

Reşad Ekrem'in dilinde tarih gerçek hayattan daha canlı, daha güzel, daha büyülü...Ürgüp'ün Muşkara köyünden İbrahim'in, Lale Devri'nin aydınlanmacı veziri Nevşehirli Damad İbrahim Paşa oluşunun hikâyesi; Sultan Beyazıt Hamamı'nın tellaklarından 19 yaşında Arnavut civanı Patrona Halil'in "acı hayat hikâyesi ve kanlı büyük macerası"; Yadigârbey Kızı Atlıases Fatma Hanım'ın İbrahim ve Halil başta olmak üzere Lale Devri'nin ve Patrona Halil isyanının hemen bütün aktörleriyle kesişen aşk ve macera dolu hayatı; külhanbeylerinin ortaya çıkışı, ayinleri ve argosu... Reşad Ekrem Koçu'nun kıvrak kaleminden.
(Tanıtım Bülteninden)








REŞAD EKREM KOÇU & Erkek Kızlar





KİTAP ADI ; Erkek Kızlar
YAZARI ; Reşad Ekrem Koçu
YAYINEVİ; Doğan Kitap
Sayfa Sayısı ; 218
BASKI YILI ;2016





Reşad Ekrem'in dilinde tarih gerçek hayattan daha canlı, daha güzel, daha büyülü...Kalın perdelerin ardında gizlenmiş kadınlar sokağın cezbedici çağrısına uyduklarında başka bir varoluşa adım atarlardı. Savaş meydanlarının, arka sokakların ürkütücü karanlığında büründükleri erkek bedeni, hayatın bir başka yüzünü gösterirdi onlara. Kadınların hiç bilmediği yaşantıların hüküm sürdüğü bu hayat, evlerin sokağa bakmayan avlularında özene bezene muhafazaya alınmış hayattan ne kadar da farklıydı.

Reşad Ekrem Koçu'dan büyüleyici bir Osmanlı öyküsü daha.
(Tanıtım Bülteninden)



24 Mayıs 2016 Salı

KEHRİBAR ZAMANINDA AŞK & BİGE GÜVEN KIZILAY










                                    #hayykitap #kehribarzamanındaaşk #bigegüvenkızılay


Bige Güven Kızılay'ın kaleminden 1930 ların Ankara'sında görücü usulü evlenen Münevver ve
Ihsan'ın hayatının anlatıldığı bu güzel kitabi zevkle okudum.
Gerçek bir yaşam hikayesi. Öyle ki kendimi o aileye ışınlamak istedim. Öylesine sevgi dolu ve saygılı insanlarmış ki keşke tanısa idik dedim.
      Nine,anneanne ,anne, ķız ve torun 5 kuşak iç içe ve köklerine sımsıkı bağlı. Aile kavramının hakiki olarak yaşanmasını tebessüm ederek okudum ve Atatürk sevgisinin bir ailede nasıl çocukluktan kazanıldığını ...
  Kitap Cumhuriyet 'in ilk yıllarında ülkenin halini de anlatıyor. Ülkedeki politik değişimlere siyasi oluşumlara değiniyor. Bir nevi dönem romanı da sayılır nitelikte. Köy Enstitüleri'nin kapatılması, 27 Mayıs darbesi ve daha bir çok yaşanmış olaylar.

Bu tür kitapları tarihçi olmam vasfı daha bir seviyorum . Benim gibi sizde seviyorsanız okumalısınız.

KEHRİBAR ZAMANINDA AŞK & Bige Güven Kızılay




KİTAP ADI ; KEHRİBAR ZAMANINDA AŞK
YAZAR; Bige Güven Kızılay
YAYINEVİ ; hayy kitap
SAYFA SAYISI; 352
BASIM YILI ; 2015



"Münevver titreyen elini yavaşça o'nun eline bırakıverdi. Elini sımsıkı kavradı eli. Sıkı ama nazikçe… Öyle nazik bir tutuş ki, sanki yavru bir kuşu avucuna alırcasına… İncitmemeye özen gösterir gibi… Üstelik bu ayaz kış gününde, nasıl olabiliyorsa sıcacıktı elleri. Yumuşak, güven verici… Başını kaldırdı, baktı Münevver. Gözgöze geldiler. Kehribar rengi gözleri vardı!.."

Aşk biraz kehribara benzer aslında... Bir ağacın özsuyu gibi insanın doğasında vardır... Reçine diye yüzüne bakmadığımız o şey, yıllar boyunca binbir mevsimi yaşar, en sert rüzgârlarda savrulur, en vahşi yağmur taneleriyle dövülür, en sıcak güneşle ısınır, en soğuk karla kaplanır... Sonunda ise şahane bir renkte çok değerli bir taşa dönüşür. Adına o zaman kehribar derler… Aşkın kehribar hali herkese nasip olmaz. Çünkü sabır gerektirir. Emek gerektirir. Hoşgörü gerektirir. Vefa gerektirir. Reçineyi mücevher yapan zorlu süreçte ellerinizi sımsıkı kenetleyip durabiliyorsanız eğer, boynunuza kehribardan kolyenizi ışık ışık bir nişan gibi takarsınız. Kehribar aşkın ta kendisidir..

Tarihte İstanbul Esnafı & Reşad Ekrem Koçu






KİTAP ADI ; Tarihte İstanbul Esnafı
YAZAR; Reşad Ekrem Koçu
YAYINEVİ; Doğan Kitap
Sayfa Sayısı ; 256
BASIM YILI ; 2016


Reşad Ekrem'in dilinde tarih gerçek hayattan daha canlı, daha güzel, daha büyülü…
Dört başı mamur bir İstanbul esnaf tarihi: Çengilerden berberlere, çiçekçilere, esircilere, bakkallara, çöpçülere, dilencilere, arabacılara, bekçilere, cellatlara varıncaya kadar bütün İstanbul esnafı... Gedik, hirfet, tarik, lonca, lonca piri, esnaf nizamı, sandık, çarşı, esnaf kıyafetleri, çırak çıkarma, peştamal kuşatma, narh defterleri, esnaf teftişi ve cezalar, orduyla beraber sefere çıkan esnafın düzenlediği ordu alayı, saray düğünlerinde esnaf alayları ve esnafın düğün hediyeleri, sofa tezkereleri, bekâr hanları, bekâr odaları, esnaf civanları, şehrengizler, esnaf türküleri ve kantoları...

Ve daha nice ilginç bilgi Tarihte İstanbul Esnafı'nda.

"Uzun yıllar öncesine dönüyorum ve Murat Reis'in Oğlu'nu okumaya başlıyorum. Büyük bir hayranlıkla okuduğum bu roman uçsuz bucaksız denizlerden geçip giderek bana Osmanlı tarihini sevdiriyor. Yazarı Reşad Ekrem Koçu, Osmanlı tarihini 'bugünde yaşatan' mucizevi, görkemli bir yazar! Reşad Ekrem'in eşsiz eseriyle dostluğum artık hep sürecek, herhalde ölünceye kadar…"
-Selim İleri-

"20. yüzyılın başında şehrin hüzünle yaraladığı ve şehrin hüzünlü ama tamamlanmamış bir imgesini yaratan o özel ruhlardan biridir Reşad Ekrem Koçu."
-Orhan Pamuk-

Reşad Ekrem Koçu & Tarihten Hikâyeler Kızlarağasının Piçi







KİTAP ADI ; Tarihten Hikâyeler Kızlarağasının Piçi
YAZAR; Reşad Ekrem Koçu
Yayınevi; Doğan Kitap
Sayfa Sayısı; 72
Basım Yılı ; 2016

Reşad Ekrem'in dilinde tarih gerçek hayattan daha canlı, daha güzel, daha büyülü…
Kızlarağası Sünbül Ağa'nın Sultan İbrahim'e sunduğu Gürcü dilberi Zafire'nin oğlu Osman'ın başına neler geldi? Haremin civarındaki ağaçlar neden kesildi? Abaza Mehmed Paşa ne yaptı da IV. Murad'ın bile taklit ettiği bir "moda ikonu" oldu? Saray baltacılarından Deli Hüseyin'in, İran elçisinin hediyesi "katı yay"la başlayan Osmanlı tarzı "başarı öyküsü". İstanbul gümrüklerinin kadın mültezimi Ester Kira'nın hazineye verdiği kalp akçeler nelere yol açtı? Gemici mahallesi Kasımpaşa fetihle başlayan tarihi boyunca neler gördü? Bütün bu meraklı soruların cevapları Reşad Ekrem Koçu'nun renkli kaleminden Kızlarağası'nın Piçi'nde.

"Uzun yıllar öncesine dönüyorum ve Murat Reis'in Oğlu'nu okumaya başlıyorum. Büyük bir hayranlıkla okuduğum bu roman uçsuz bucaksız denizlerden geçip giderek bana Osmanlı tarihini sevdiriyor. Yazarı Reşad Ekrem Koçu, Osmanlı tarihini 'bugünde yaşatan' mucizevi, görkemli bir yazar! Reşad Ekrem'in eşsiz eseriyle dostluğum artık hep sürecek, herhalde ölünceye kadar…"
-Selim İleri-

"20. yüzyılın başında şehrin hüzünle yaraladığı ve şehrin hüzünlü ama tamamlanmamış bir imgesini yaratan o özel ruhlardan biridir Reşad Ekrem Koçu."
-Orhan Pamuk -




Osmanlı Cadısı & Barış Müstecaplıoğlu




"Ödüllerle ve şöhretli işimiz yok " diye başını iki yana salladı Gül Hanım. " Bir şeyi değerli kılan nadir olmasıdır Kemal Bey. Herkes kolayca ulaşabilirse bir kıymeti kalmaz. "



Selam.
Bu gün günlerden #doğankitap.
Bahsetmek istediğim kitap ise bir hayli ses getiren Osmanlı Cadısı...

Adıyla ilgimi çeken ve okudukça beni içine hapseden bu sıra dışı kitabı beğeni ile okudum.
Yazarı ile tanışmam bu kitap ile oldu ve cümlelerin derinliği beni etkiledi. 268 sayfa ve her sayfası bir diğer sayfayı çevirmeye teşvik ediyor insanı.
Kitap geçmiş ile geleceği harmanlamış ve muazzam bir örüntü eşliğinde bizlere sunmuş ...Gözlerimin önünde ise arz-ı endam eyleyen semazenler kaldı okuyunca.

Bir yanda Osmanlı sularında sefere çıkan Haymanalı Süleyman Paşa diğer yanda İstanbul Şehir Cumhuriyeti’nin iki yüz katlı mega kulelerinden birinde yaşayan özel dedektif Kemal ...
Bir yanda Süleyman Paşa'nın İdaresindeki Şahmeran kalyonunun sulara gömüldüğü büyük bir fırtınanın ardında himaye ettiği Ayşe ve onu saklayan Mevlevi dergahı diğer yanda Dedektif Kemal'in dinmeyen ağrılarına çözüm arayışı ve Neşe'si ...
Bir yanda İstanbul Şehir Cumhuriyetinde uçan arabalarla, robotlarla ve üstün teknoloji ile birlikteyken diğer yanda Mevlevi dergahına gidip huşu içinde dinlendiriyorsunuz ruhunuzu.
Her şey Dedektif Kemal'in küme baş ağrılarına çözüm bulacağını teklif eden Gül Hanım'ın önerisi ile başlıyor. Gül Hanım ve onun açtığı sorunlar, beraberinde gelen heyecan dolu günler..
Kitap şaşırtıcı bir şekilde ilerliyor ve eksik parçalar beklemedik noktalarda birleşip bir bütün oluyor...
Beni en çok etkileyen kısım ise Ayşe'nin Osmanlı sularına geliş şekli idi...


 Bu aralar farklı bir şeyler okumak isterseniz tavsiye ederim.


İtiraflar & Kanae Minato






KİTAP ADI ; İtiraflar
YAZAR ; Kanae Minato
ÇEVİRMEN; Begüm Kovulmaz
YAYINEVİ; Doğan Kitap
SAYFA SAYISI ; 192
BASIM YILI ; 2016


İtiraflar, gerçek hayatın atari salonlarında oynanan vahşi oyunlardan çok daha acımasız olduğunun kanıtı.
İtiraflar, kara, sessiz, irkiltici, acımasız bir intikam öyküsü… Minato'nun, bağırıp çağırmayan, bir akarsu dinginliğinde akan satırları, öğretmen Yuko Moriguçi'nin, dört yaşındaki kızını öldüren iki ortaokul öğrencisinden aldığı intikamın dehşetini yansıtıyor. İtiraflar'ı okurken çocukluk, masumiyet, eğitim üzerine düşüncelerinizi gözden geçirip Kanae Minato'nun aile, sistem, teknoloji, şiddet ve tüketim kültürüyle çepeçevre sarılan hayatlarımızın orta yerine attığı sorularla cebelleşeceksiniz.




Osmanlı Cadısı & Barış Müstecaplıoğlu







KİTAP ADI ; Osmanlı Cadısı
YAZAR ; Barış Müstecaplıoğlu
YAYINEVİ ; Doğan Kitap
SAYFA SAYISI ;268
BASKI YILI ; 2016
DİLİ; TÜRKÇE
TÜRÜ; Bilim kurgu-Distopya





Barış Müstecaplıoğlu Osmanlı Cadısı'nda uçan arabalarla leventleri, robotlarla semazenleri sıra dışı bir kurguda ustalıkla buluşturuyor.

Osmanlı sularında sefere çıkan Haymanalı Süleyman Paşa denizin ortasında büyüleyici güzellikte bir kız bulur. İdaresindeki Şahmeran kalyonunun sulara gömüldüğü büyük bir fırtınanın sonunda sadece ikisi hayatta kalır. Paşanın Ayşe adını verdiği ve giderek tutkuyla bağlandığı bu kızı korumasının tek yolu onu bir Mevlevi dergâhında saklamaktır. Ama gizem ve sürprizlerle dolu Ayşe burada güvende olacak mıdır?

İstanbul Şehir Cumhuriyeti'nin iki yüz katlı mega kulelerinden birinde yaşayan özel dedektif Kemal hayatını cehenneme çeviren sıra dışı bir hastalıktan mustariptir. Bir gün kapısına gelen varlıklı bir müşteri, isteklerini yerine getirdiği takdirde onu bu illetten kurtarabileceğini söyler. Kemal'in bir cinayeti çözmek için yeraltındaki İstanbul Eşitlik Hareketi'ne sızması gerekmektedir.




2 Mart 2016 Çarşamba

KIZLARIMA NOTLAR & Ahter Kutadgu

 
 
 
 
 
 
 
 
 
Selam...
 
Bu gün size anlatmak istediğim kitap " baba eli değmiş " gibi .. Sımsıcak, samimi ve güvenilir.
Ahter Kutadgu; üç kız babası, aydın bir hukukçu ve iletişim uzmanı ...Notlarından da insan ilişkilerinde ve hayata bakışındaki adil yanını görebiliyorsunuz. Satırlarda hissediyorsunuz dürüstlük ve her daim çalışkan olmanın sırlarını.. Ve bu sırrın menbağının aileden, atadan geldiğini de okuyorsunuz.
 
Kitabın kapağı oldukça sade ve güzel .Kapaktaki üç kuş sanırım kızlarını temsil ediyor. Yani ben öyle hissettim. Beni asıl cezbeden arka kapaktaki yazarın okuyucuya seslenmesi kısmı idi..
Diyor ki Ahter Bey ;Sizce arkadaş olabilir miyiz? Ben hazırım ..Şimdiye kadar en yakınlarımla paylaştığım duygularımı yazdım .İlginç bir yaklaşım ve güzel bir yaklaşım aynı zamanda ..Beni kitaba davet eden bir arka kapak yazısı idi ...
 
Yazar, hayat boyu deneyimlediklerini aktarmış notlar halinde .Ne güzel bir armağandır bu bir evlat için. Hele ki kız çocuklar için. Okurken inanılmaz zevk aldım çünkü etrafımızda bu denli içten ve samimi olarak deneyimlerini anlatanları görmüyoruz. Hep bir ben yaptım edası, hep bir böbürlenme.. Makamın ve rütbenin insanlıktan önde gittiği çevrelerde yaşadım, yaşıyorum. O yüzden böylesi samimiyet beni sahiden duygulandırıyor. Hele ki babasını kaybetmiş bir kız çocuğu olarak .
 
Kitapta Ahter Bey çevresindeki insanlarında hayata dair deneyimlerine yer vermiş. Güzel satırlardı, hayata dair renkli anılar ve yaşanmışlıklar.
 
Kitabın son kısmında beğendiği özlü sözlere yer vermiş, belki kendine mihmandar olarak aldığı sözlerdi. Hiç duymadığım sözler vardı not aldım onları..
 
Başarıya doğru giderken yanında her daim olan ailesine ve kızlarına bağlılığı kitap boyunca kendini hissettiriyor. Olaylara bakış açısı ve yetiştirilme tarzı  -eski İstanbul ailesi olarak nitelendirebileceğim bir ailenin ferdi olarak-  laik ve Atatürkçü bir kuşağın adeta bize seslenişi..
Uyanın diyor biat kültürünün esiri olmayın! Aklı ve vicdanı hür olarak devam edin yaşamınıza ! Olumsuzlukları sistemsizliğinize bağlayın dış mihraklara değilde diyor.. Her konudan çıkarılacak çok güzel mesajlar var.
Ölüm mesajı beni çok etkiledi oturdum yazdım mesela bende..Yazarkende duygulandım eksikliklerime ve ne olmam gerekirken nerede olduğuma baktım açıkçası..
Ben çok şey öğrendim ve okudukçada öğrenmeye devam edeceğim aslında..
 
Tavsiye ederim. Hayata dair size ışık saçabilecek çok güzel tavsiyeler mevcut kitapta..
Dilerim kendisinden ilerleyen zamanlarda başka satırlarda okuruz..


BİZ O ZAMANLAR baaçede oynardık & ayçE ayyıldız

 
 
 
 
 
 
BİZ O ZAMANLAR baaçede oynardık & ayçE ayyıldız
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Merhaba,
 Uzun zamandan beri beni alıp anılarıma, geçmişime götüren  bir kitap okumamış idim.. Çok iyi oldu pek iyi oldu . Özümü hatırladım. Doğduğum, büyüdüğüm yerleri dahası karnımı doyurduğum sofraları hatırladım. Özlem mi onu hiç sormayın ..Burnumun direği sızlarcasına ..Hani gitsem giderim ama gidip te bulamayacak olduklarıma avuçlar dolusu dua yolladım ta bizim evden ..
 
 
Kitabın ismi oldukça dikkat çekici idi" baaçede oynardık" derken yazar çocukken ki söyleyişi ile seslenmiş bize..
 
Kadıköyde 1971 de başlamış yazarımızın çocukluğu akabinde hatırladığı yıllara yönelik anılarını aktarmış. Öyle sıcak öylesine samimi ki, Zonguldak ta değil de sanki İstanbulda aynı mahallede arkadaştık diyeceğim.
70 lerde 80 lerde çocuk olmaya ilişkin anılar var kitapta.. Benim jenerasyonun özlemle anımsadığı için, çocuklarımıza ise nostalji olarak güzel geldiği için mutlaka okunmalı.. Her şeyin değer buluşu adına ,nereden nereye geldiğimizin anlaşılması adına okunmalı..
 
Ayçe Hanım yazdıklarında o kadar içten ki sanki karşınızda size o günleri anlatırcasına, bazen birlikte gülümsedim onunla çilek yerken bazen de birlikte ağladım hiç erik yiyemeyişine..
10 Kasımlarda birlikte kasımpatı toplamışız farklı şehirlerde olsakta, bayramlarda annemize aynı anda kıyafet dikimi için prova yaptırmışız sanki..
 
Güzel ülkemin güzel ailelerinde hep aynı hayat hüküm sürmüş belli ki . Abla eşliğinde bahçede oyun oynamışız.. Ha evin bakkal elçisi de bendim ondan daha bir yakınlık kurdum kendimle..
 
İstanbul ,Zonguldak ,Ankara hiç farketmemiş biz vatanını, milletini seven; ailesine, manevi değerlerine saygılı ,Ata'sına sahip çıkan nesiller olarak yetişmişiz ülkemizin güzel şehirlerinde..
Şimdi Kadıköy daha anlamlı gelecek eminim gezinirken..
 
Yıllar yılı zihnimin en güzel yerlerinde, sandıklar içindeki anılarım su yüzüne çıktı okurken. Şimdi hayatta olmayan komşu teyzelerin sesleri kulağımda çınlıyor , rahmetli bakkal amcamı özlemişim farkında değilim.. Ya yoğurtçudan yoğurt aldığımız yeşil plastik kabı onu bile özlemişim..
Zillerine basıp kaçtığımız komşularımız keşke hayatta olsanız söz rahatsız etmezdim sizi diyesim geldi.
 
Keşke bayram olsa ; Babam alışveriş filesi ile gelse yeniden.. Ayakkabımla uyuduğum bir bayram sabahına uyansam.. Annem yine elbise dikse.. Keşke halamlara gitsem yine ;sen yine ye kuzucum ben sana koyarım dese.. Ah  Halam benim ne çok özledim seni ...
 Aslında 1 günde okudum ama yazamadım klavye fazlaca ıslandı bıraktım iki seferde de olsun yine ıslak.. Bilirim gidenler dönmez gittiği yerden..
 
Harika bir kitap olmuş çok duygulanarak okudum, tavsiye ederim
 


27 Şubat 2016 Cumartesi

Aşkın Sanal Halleri & CANAN TAN

 
 
 
 
 
 
Aşkın Sanal Halleri & CANAN TAN
 
 
 




Merhaba,
Bu aralar sıkı okuyorum ve yorum giriyorum bloğa nazar değmesin bana..
 
Ve yine güzel bir Canan Tan kitabı, bir haylide düşündürücü. İçinde bulunduğumuz internet çağına ve yaşanan ilişkilere dair dikkat çekici mesajlar vermiş Canan Tan ...
Kitapta birbirinden farklı 8 öykü var. Ana teması ise sanal alemde yaşandığı sanılan aşklar.
Birbirini hiç görmemiş insanların, kendilerini anlatışına dayanarak -ki çoğu gerçek değil anlatılanların- yaşandığı sanılan sözüm ona aşklar..
Bazılarının merakla kameradan birbirine bakma isteği yada sesini duyma isteği ile devam eden ilişkiler.. Rahatsız edici isteklerin çoğu zaman yaşanması.
Bazen de internette tanışıp bunu gerçek hayata taşıyan insanlarında varlığı yadsınamıyor ama sanırım buda devede kulak dediğimiz cinsten..
Eskilerin görücü usulü dediği tanışmaları banel bulanların internet üzerinden görüşmeyi normal sayması da ayrı bir ironi tabi ki..
 
Canan Tan 8 farklı hikayesinde Sanal Aşkları işlemiş.. İnsanların olduğu insanı değil de olmak istediği insanı anlatıyor oluşu mesajını vermiş. Gerçek yaşamından sıkılan ve renk olsun diye farklı kimliklere bürünen insanların varlığından söz ediyor. Yaşını ve mesleğini hatta cinsiyetini farklı ifade edenler var..
 
 
 
 
"Bunlar aşıksa eğer; Fuzuli, Nedim, Ahmet Haşim kim oluyordu ?" diye sormazlar mı adama ! diye ne güzel soruyor Canan Tan.
 
Mektup ile aşkını ifade edemeyenlerin ne denli duygusal anlar yaşamayı da kaçırdıklarına değiniyor.. Aşkın anlık yaşanmayacak kadar değerli bir duygu olduğunu ve bunu sözüm ona kısaltmalarla yazmanın basitliğine de değiniyor.. NBR CNM  şeklinde yapılan ve birden sevip birden ayrılan sözüm ona aşkları değerlendiriyor..
 
Okunmalı ve üzerinde düşünmeli öyle ki doğmamış torununa da bir öyküsü var yazarın kitabın sonunda..
 
Aşk çok değerli ona sahip çıkalım ve bol bol okuyalım.. Okuma aşkımızda hiç sönmesin ..
 
Sevgiyle ...
 



26 Şubat 2016 Cuma

BÜYÜK SİHİR &ELIZABETH GILBERT

 
 
 
 
 
 
 
 
BÜYÜK SİHİR &ELIZABETH GILBERT
 
 
 
Kişisel Gelişimle ilgili kitaplar okurum zaman zaman .. Bazılarını sadece okurum beni etkilemez, güdülemez satırları. Fazla hayal ürünü gelir.. Yazar doğal gelmez.. Büyük Sihir ise aksine sanki karşınızda yazar konuşuyor gibi geliyor okurken.. Okudum.. Döndüm yine okudum. Oda yetmedi yazarın konuşma videosunu izledim. Sahiden yanılmamışım çok çok doğal.
 
 İyi bir yazar olmak için önüne çıkan engellerden yılmayan bilakis onlardan ders çıkararak ilerlemeye devam eden bir yazarın tavsiyeleri ile dolu.. Yıllarca tek bir öyküsünü bile yayınlatamazken zaman içerisinde tüm dünyada 15 milyonun üzerinde satan bir yazar oluşunun öyküsü..
 
 
Esin perisinin zamanı geldiğinde, bizim ona uygun olduğumuzu hissettiğinde mutlaka gelişinin öyküsü.. Ve hazır değilsek te acımadan çekip başkasına gidişinin öyküsü aynı zamanda.
 
Evrenin herkese farklı alanlarda seçenekler sunduğunu aleni söylüyor bize eğilip bükülmeden. Israrcı olmamak gerektiğini de söylüyor Çünkü bu ısrar zamanla ödeve dönüşüyor ve yaratıcılığımıza zarar veriyor diyor, yazar... İçinden geliyorsa devam et, şevk almıyorsan bırak şevk alana gitsin diyor..
 
 
Kitap 6 ana temadan oluşmuş..
KARARLILIK, SİHİR,İZİN VERMEK,KARARLILIK,GÜVEN ve KUTSALLIK ...
 
 Her temada güzel anılarından bahsetmiş yazar.. Ailesi ile ilgili anlattıkları da oldukça içten ve doğal..
 
Korkularımızın üzerine gitmeli ve onlarla yaşamayı da öğrenmeliyiz ,korkuda şart zaman zaman diyecek kadarda dürüst :))))
 
 
Okunmalı ben okudum ve de izledim yazarın konuşmalarını.. Ne mi yaptım ne faydası mı oldu.. İlerde belki olacakları da anlatırım ..
 
Görüşmek üzere..


Çikolata Kaplı Hüzünler & CANAN TAN

 
 
 
 
Çikolata Kaplı Hüzünler & CANAN TAN
 
 
 
 
 
Canan Tan rüzgârı esiyor kitaplığımda. Doğan Kitap ne iyi yaptıda baskıya girdi bu güzel kitaplar yeniden. Birbirinden güzel 14 farklı öyküden oluşan Çikolata Kaplı Hüzünler kitabı 163 sayfadan oluşuyor. Güzel bir esinti edasıyla okudum. Her öyküde kıssadan hisse var elbette. Aile bağına verilen önem her öyküde kendini hissettiriyor. Iste bu yüzden Canan Tan !
 
KAÇIK adlı öyküde diyor ki yazarımız ; " Uykum kaçtığı için kitapla oyalanmıyorum ben.Okumakla bütünleştiğim bazı geceler, uykumu biraz erteliyorum , hepsi bu . "
Kendimi buldum bu cümlede.
 
SIZI adlı öyküyü okurken İZ romanını animsadim .Roman öykünün geliştirilmiş hali olmuş sanırım. Baba hasreti ve gidenlerin bir daha dönmeyeceği gerçeği..
 
Kitaba adını veren öykü ise oldukça tanıdık bizlere hüznümüzü zaman zaman çikolata ile kaplıyoruz. Çikolatanın salgılattığı seratonine asılarak üstesinden geliyoruz belki mutsuzlukların kimbilir ?
 
Enginde Yavaş Yavaş , öyküsündeki eşyalarından daha doğrusu yaşanmışlıklarından ayrılmak istemeyen Lütfiye Hanım'ız aslında her birimiz.. Yaşım çok büyük değil ama şehir şehir gezen biri olarak her şehirde aldıklarım gün geliyor öyle birikiyor ki atmamak için çırpınıyorum...
 
Yeşil Eğrelti Otu , tipik çarpıklaşan ilişkilere çok güzel bir örnek ...Çapkınım diye geçinen bir erkek ve anlık doyumlar sağlamaya çalışarak çalıntı vakitler geçiren bir kadın.. Etrafımızda bolca duyuyoruz bu ilişkileri..
 
Bukle de ki gibi madden geçmişte bıraktığımız insanları kalbimizde yıllarca taşıyarak günün birinde karşılaştığımızda yaşadığımız hayal kırıklıkları...
 
Korkularım Kırbaçtır Bana'yı okurken sevgisizliğin neler kadir olduğunu sezdim bir kere daha.. Ah anneler ve babalar ne olur tutun evlatlarınızın elinden bırakmayın onları yanlızlığın uçurumuna...
 
Ateş Külden Daha Soğuk , evet zaman zaman öyledir.. Anılarımızı, yaşanmışlıklarımızı başkası tarumar etmeden bazen biz yıkmak isteriz daha az acıtır canımızı çünkü...
 
Dönecekler mi acaba ? Duymak istediğimiz cevabı hangimiz çaresizce sormadık mı bazen de tanımadıklarımızın bile yaramıza ilaç olmasını istemedik mi?
 
Akrepte bilinç altımızın oynadığı oyunları, Eylemcide bir türlü kabul edemediğimiz kayıplarımızın anıları ile yaşadığımızı, Zincirde alkolün bir aileye olan zararlarını, Dokuz Parçada ebeveynlerin bazen ne kadar bencil olabildiğini okudum...Her birinde kendimden bir şeyler bularak hemde..
Anne, eş, kardeş, arkadaş olarak düşündüm okurken..
 
 
 
Akıcı ve sıcak hikayeler. ..Bizden hikayeler. .. Burada sanki ben varım diyebileceğimiz.
Tavsiye ederim ! Güzel vakit geçirdim okurken. Sahip çıkalım öykülerimize ..