28 Temmuz 2015 Salı

Ben Baba Olamam & Aydan İnan

 
 
 

 
 
 
Ben Baba Olamam & Aydan İnan
 
 
 
 
Ve ve veeeeee tatilde kızımın tavsiyesi ile okuduğum kitaplardan bir tanesi :))) 1 gün gibi bir sürede okudum 327 sayfa oluşundan ziyade akıcı olması okunur kıldı.
 
Jason ,Jason ,Jason diye yedi bitirdi beni okuyalım bakalım dedim :) Gün ışığı kimmiş , neymiş bende öğrendim. 
 Jason ,sen "baba" olabilirsin demiş yazarımız doğruda demiş. Jason harika bir baba :)
 
Şöyle ki ;Jason henüz öğrenci olmakla birlikte okulun en popüler ve yakışıklı gencidir. Lauren ile göstermelik bir ilişkisi vardır. Bir gün Sarah adlı bir kız çıkagelir ve Jason'a bir oğlu olduğunu söyler . Austin böylece girer Jason'un hayatına.

Bu bölümde Jason hemen kabul etti baba olduğunu keşke bu bölüm biraz uzun olsaydı araştırsaydı falan dedim şahsen çünkü kolay kolay kimse elinde çocukla gelen bir kadını banada benziyor diye kabullenmez diye düşünüyorum...
 
Zamanla Sarahla olan bağları kuvvetlenir aşk olanca hızıyla etkisini gösterir...
 
Olaylar olaylar olaylar heyecanı yüksek bir kitap okudum ... Lauren'den nefret ediyorum bu arada :) 
 
Jason'un annesi ve babası, babasının aldatması nedeni ile boşanmıştır. Jason da babasına karşı bir kızgınlık yaşamaktadır. Kitapta ailelerin temelinde sevgi varsa herşeye rağmen affetmenin mümkün olduğu mesajı verilmiş. Üvey annede haksızlığa uğradı aslında suç tamamen babanın. Bir yenisine bir eski eşine gidiyor,ayran gönüllü ne olacak dedim bu anne baba diyaloglarında.
 
Sunshine ailenin ikinci çocuğu olarak dünyaya gelir. Sunshine'nin yaşadığı rahatsızlık ise ailenin inancı,gücü ve sevgisi ile atlatılmıştır.. Sevginin en iyi ilaç olduğuna dair mesajlar verilmiş kitapta.
Genç bir yazarın bu konuya duyarlı oluşu yarınlar için umut verici geldi bana. Günümüzde hızla artan bu tip rahatsızlıklar için moral şart.


Ey aşk sen nelere kadirsin Jason'u bile üçüncü çocuğu düşünecek kadar değiştirdin :))
Onlar erdi muradına biz çıkalım kerevetine derler sanırım :)

Yolun açık olsun Aydan İnan ...
Senden İngilizce hikayelerde okuruz ilerde kimbilir :))
 
 

" Bu şahane aile sadece bir savaşı kazanmamızı sağlamakla kalmamış bana baba olabileceğimi, hem de galiba çok çok iyi bir baba olabileceğimi öğretmişti. "


"Sana güveniyorum.Güvenmediğim şey bedenlerimizin bağlı olduğu halatlar . "


" Bunca zamandır yanılıyordun. Sen baba olabilirsin. Bunu dün gece gördüm. Gözyaşlarının hemen ardında ben senin çok harika bir baba olacağını gördüm. "

 


27 Temmuz 2015 Pazartesi

âşıklar için istiridye & daisy prescott

 
 
 
âşıklar için istiridye
&
daisy prescott
 
 
Selammmmmm :)
Benim gibi deniz aşığı biri için yerde gökte arayıpta bulamayacağı bir kapağa sahip olan bu hoş kitabı yorumlayacağım. 
 
Tatilde okumaya başladım ama ancak bitirip yorum yazabildim. 366 sayfa kitabımız sıkılmadan seri okursanız bir günde okuyabilirsiniz.
 
Okurken düşünmeseydim eğer daha çabuk bitirirdim ama olayları okudukça kendi arkadaşlık bağlarımı ve anılarımı düşündüm uzun uzun. Beni de alıp mezuniyetlerime götürdü ve bir kaç masaj yollamama sebep oldu. Fena da olmadı hani :)
 
 
 
 
Maggie ; eşinden boşanmış, annesini kaybederek ;şehrin kalabalıklığından kasabasına sığınmış bir blog yazarıdır. Aynı zamanda da gurmedir.
 
Üniversite mezuniyeti üzerinden geçen 20 yılın ardından samimi dostlarını haftasonu için evinde ağırlamak üzere çok heyecanlıdır.
 
Arkadaşlarının hepsi birbirinden eğlenceli ve renklidir. Selah, Ben, Ouinn, Ryann, Jo ve asıl can alıcı şahıs Gill :))
 
Yaşanılan haftasonu tatili Maggie'nin kendini tanıması ve anlaması için oldukça etkili olacaktır.
 
Kitaptaki diyaloglar oldukça dürüst ve içten konuşmalara işaret ediyordu. Gerçek dostların zamana karşı yenilmeyeceklerini ve birbirlerine karşı daima açık sözlü olduklarını gördükçe keşke herkes bu kadar yalın ve içten dostlar edinebilse dedim içimden hatta dışımdan :)
 
Son dönemde piyasada bol miktarda olan vıcık vıcık saçma sapan aşk öykülerine iyi bir karşılık olabilir bu kitap aslında. İnsanların temkinli ve güvenilir, sağlam ilişkiler kurmaya adım adım nasıl gittiğini okuyorsunuz zira...
 
Kitabın bölümlerinde yer alan deniz kabuğu ve yıldızı görüntüleri soluk vermiş kitaba...
 
İkinci şanslara ve 40 lı yaşlarda yaşanan sağlam temellere dayalı ilişkilere dair ,umuda dair bir şeyler okumak isterseniz kitap tam da size göre ...
 
 
 
 
"Bence hepimiz özümüzde aynıyız, belki biraz daha fazla savaş yaramız var, hepsi o kadar " 
 
 
 
"Bizimkisi gibi sıradan bir başarı iyi bir hayatın tek ölçütü değildir. "
 
"Birini tanımak, biriyle hatıralarda dolu bir geçmişinin olması güzel bir şey . "
 
 
 
 
 
 
 

Süper Dadı & Betül Güçlü

 
 
Selam :)))
 
Tatil boyunca bir hayli kitap okudum ve yazmaya başladım nihayetinde...
 
Tanıtımlarda kitabın rengine aşık olduğum doğrudur. Cıvıl cıvıl bir kapak olmuş. Ciltli oluşuda cabası tabiki. Müptela Yayınları'nın ilk ciltli kitabı oldukça hoş bir görüntüye sahip.
 
Süper Dadı, yazarın ilk kitabı ve aile bağlarını komedi unsurlarını bolca kullanarak yazmış. Eğlenceli bir kitap. Watpadde takip etmedim lakin gençlerden duyuyordum zaman zaman. Kitabı da öncelikli olarak kızım okudu.
 
Konusuna değinecek olursam; Sevdiği kadın Beril'e ulaşabilmek amacı ile dadı rolüne soyunan Efran zengin bir Ceo'dur...Beril ise ikiz çocukları ile yaşayan eşinden ayrılmış ketum bir iş kadınıdır. Efran'ın dadı olarak eve gelişi çocukları Sare ve Baler'in hayatında olumlu etkilere sebep olmuş, Beril de Efran'dan çok etkilenmiştir. Adeta gerçek bir aile olmuşlardır.
 
Kitap aile olabilmek için kan bağına bazen gereksinim duyulmadığının, sevginin gerçek bir birleştirici unsur olduğunun yansıması adeta.
 
255 sayfa kitabımız sıkılmadan okuyabilirsiniz hoşça vakit geçirmek isterseniz şayet.
 
Kitapta ikizlerin babasına çok kızdım onları bıraktığı için, ilgilenmediği için. Sonra ortaya çıktığında ise üzüldüm biraz,hatasını anlaması ve sakince geri çekilmesi onun yapısının bu olduğunu ortaya koyuyor. Bazı karakterlere uygun değildir evlilik hayatı.
 
 Efran'ın ailesi sevgi dolu örnek alınası bir aile.. Gerçekte böyle bir aile kolay kolay bulunmaz bizim toplumumuzda...
 
Kitabın sonu bana göre biraz daha yavaş ilerleyebilirdi . Efran'ın dadı olmayışı yavaş yavaş ortaya çıksaydı keşke dedim. Tek kişinin onu tanıması ile sınırlı kalmasaydı. Yada çocukların babası ortalık karıştırsaydı biraz daha heyecanlı olurdu :)))
 
 
 
 
 
"Bu halleriyle ne kadar çekilmez olsalar da Efran onların kalbini kazandığında çok iyi vakit geçireceklerine emindi. Sevdiği kadının çocukları olması bile onları sevmesi için yeterliyken aralarında bir bağ oluştuğunda daha katlanılabilir olacağını umuyordu."
 
 
" İnsan iki çocuğuyla birlikte kayınvalidesiyle tanışmaya gider miydi, yahu ? Stresten ölmezse giderdi, neden olmasın ? "
 
" Çiçek alınır benim odun oğlum, güzel sözler söylenir, iltifat edilir. Ama bu kadar erken başlama bunlara tamam mı ?Daha küçüksünüz siz"

DÜŞLERİN TERZİSİ & ROSALIE HAM

 
 
 
 
 
Düşlerin Terzisi &Rosalie Ham
 
 
Tatile çıkmadan önce okuduğum ama ancak fırsat bulup yorum yazabildiğim bir kitap.
 
Yakında beyaz perdeye Kate Winslet ve Liam Hemsworth'un başrollerinde aktarılıyormuş. Film çıkmadan okuyayım istedim.
 
Kitabın kapağı öncelikli olarak çok dikkat çekici ve güzel. İnsanın kitabın içine giresi geliyor.
286 sayfa oluşuda hemen okunmasını cazip hale getiriyor.
 
 
Kitabın konusuna değinecek olursak;
Mrytle Dunnage, yıllar önce yaşadığı kasaba olan Dungatar'ı ve annesini ardında bırakarak başka bir bölgeye yerleşmiştir. Yıllar sonra annesi için kasabaya terzi olarak geri döner. Anneside bir takım sağlık problemleri yaşamaktadır. O bile istemez kızının geri dönüşünü.Kasaba halkı ona karşı ön yargılıdır geçmişte yaşanan tatsızlıklar nedeni ile.
 
Teddy ile karşılaşır ve ansızın aşık olur...Diker, diker ve diker... Yeteneğini kimse gözardı edemez..
 
Talihsizlikler Tilly'i (Myrtle) Dungatarda da bırakmaz, şanssızdır..
 
Ve tekrar Dungatar'dan ayrılır. Gidişi tam bir kaostur...
 
 
 
Konu ile ilgili ayrıntı vermemeye çalıştım okudukça anlayacaksınız şanssızlıkları ve yaşananları.
Tilly'nin babası olacak adamdan nefret ettim kitapta böyle insanlar ne yazık ki her toplumda mevcut..
Annesi cefa çeken bir kadın olarak kaldı hafızamda.
 
Kasaba hikayelerini sevenler için ideal bir kitap. Kişiler arası ilişkiler, evliliklerde ailenin nasıl etkili olduğu, geçmişin aileler üzerindeki olumsuzlukları.. Küçük kasabalarda yaşanan aktiviteler ve giyim-kuşamın nasıl dile geldiği anlatılıyor.
 
 
 
" Bazı insanlar hakettiklerinden fazla acı çeker, bazıları da tam tersi "
 
" Hayal kuramayacak kadar yaşlandığımda, seni hatırlayacağım,
hayal kurmayacak kadar yaşlandığımda,
aşkın kalbimde yaşayacak ... "
 
 
 
 


10 Temmuz 2015 Cuma

Soraya & Meltem Yılmaz

 
 
 
 
 
Soraya;
 
Destek Yayınları'ndan MELTEM YILMAZ kalemi ile yayınlanan kitabımız hakkında bir yorum yazacağım :)
 
Son yıllarda ülkemiz gündemini bir hayli meşgul eden komşu ülke Suriyede yaşananların ve savaştan kaçanların hazin hikayesi var kitabımızda.
 
Hani şu ülkemize kimse gelmesin istemiyoruz diyenlerin tamda okuması gereken bir kitap aslında.. İnsanların hüzünlü hikayelerini, vatan topraklarını nasılda bırakıp can korkusu ile kaçtıklarını anlatıyor.
 
Yazarın dili oldukça sade buda kitabı akıcı hale getirmiş. 255 sayfa oluşuda hemen okunmayı ve akabinde de uzun uzun düşünmeyi getiriyor.
 
Kitaptaki ana karakter olan Soraya; Suriye'nin Humus kentinde annesi, babası ve  ağabeyi ile birlikte yaşamakta idi. Suriyede yaşanan siyasi çatışmalar ile ağabeyinin iktidar karşıtı oluşumlara yönelmesi ve gittikleri bir protestoda bomba düşmesi sonucu şehit olması ile ailenin hayatı alt üst olur. Sadece aile değil tüm Humus yerle bir olur aile hastanede tedavi olduktan sonra Şanlıurfa'ya kampa doğru yola çıkarlar. Yani ülke değiştireceklerdir, bilinmezliğe, sefalete doğru adım adım gitmektedirler.
 
Zorlu kamp günleri, yokluklar, imkansızlıklar ile hayatı idame ettirmeye çalışma...
 
Soraya'nın kampın sefaletinden kurtulmak, anne ve babasını da kurtarmak amacı ile 50 yaşında bir adama ikinci eş olarak gitmeye mecbur kalışı ...
 
 
 
Kuma olarak gidilen evdeki huzursuzluk... Ve bunca acının içinde doğacak olan aşk...İhanet, hayal kırıklığı...
 
Soraya'nın Humustan Şanlıurfa'ya , Şanlıurfa'dan Mardin'e ,Mardin'den Gaziantep'e uzanan acı dolu yaşamı...
 
Bu bölgede görev yaptığım için iyi gözlemledim kumalık ilişkilerini .O yüzdende Soraya'yı istemeyen ilk eşi çok iyi anlıyorum.. Gelen kadında suçsuz üzerine kuma götürülen kadında.. Kanayan bir yara bu sistem.
 
 
Şahsım adına Suriye Savaşı beni çok fazla etkiledi. Çünkü savaş öncesi Şanlıurfa Akçakale de görev yapan bir öğretmen idim. Görev süremiz tamamlandı döndük ama ardımızda bıraktığımız insanlarda hep aklımız kaldı. Çalıştığım okulun bahçesine düşen bomba parçaları ya öğrencilerime gelseydi dedim. Korkulanda oldu zaten ilk havan mermisinin düştüğü evde okulumuz öğrencilerini ve velilerini kaybettik.. Ankara da hastanede yatarken öğrenciler onları ziyaret edip teselli ederken aslında kendimi bile teselli edemediğim anladım... Eve düşen bir bombada anneleri ve kardeşlerini kaybeden dahası da onları o halde gören çocukları tanıyınca, savaştan kaçanlar için gelmesinler istemiyoruz diyenlere avaz avaz bağırasım geliyor...Savaştan yıkık çıkmak çok zor...Çok... Bu kitap gerçek bir hayat hikayesinden alınmıştır.
 
Tavsiye ederim, mutlaka okuyun ...
 
 
 
" Sen benimle, hayatına bir kadın daha katmış olarak sönmeye başladığında ; ben yanmaya yeni başlamıştım. Mumun etrafındaki pervane gibi , döne döne yandım "
 
 
"Şimdi ölüyorsun ve ben sana olan nefretimi yenemiyorum. Oysa ben, seni sevdiğim o ilk gece , seninle ölmeye karar vermiştim. "
 
 
 

9 Temmuz 2015 Perşembe

BAŞKA ZAMAN KÜTÜPHANELERİ ZORAN ZIVKOVIC






                                              BAŞKA ZAMAN KÜTÜPHANELERİ

 
 
Kitap Adı; BAŞKA ZAMAN KÜTÜPHANELERİ
Yazarı ; Zoran Zıvkovıc
 Çevirmen; Cumhur Orancı
Sayfa Sayısı; 192
Basım Yılı ; 2015
Yayınevi ;ZEPROS
 
 
Sırp edebiyatının önde gelen yazarlarından biri olan Zoran Zivkovic, postmodern fantezi türünün dünya üzerindeki en önemli yapıtlarından olan ve 2003 yılında Dünya Fantezi Ödülü'ne layık görülen "Başka Zaman Kütüphaneleri"nde iç içe geçmiş altı öyküye yer veriyor.
Gelecekte bir gün yazacağı romanlara Internet ortamında, bir web sitesinde rastlayan bir yazarla tanışırız bu öykülerin ilkinde. Sonraki öyküde, posta kutusunda sürekli olarak kalın ciltli kitaplar bulan ve oturduğu apartman dairesinin içini bu kitaplarla dolduran yalnız bir adam çıkar karşımıza. Üçüncü öyküde, dünya üzerinde gelmiş geçmiş ve halen yaşamakta olan tüm insanların biyografilerinden oluşan bir kütüphaneden bir gece vakti korkulu kuşkular içinde çıkmaya çalışırız. Dördüncü öyküde, cehennemde sonsuza dek kitap okumaya mahkûm edilmiş bir günahkârla aynı hücrede buluruz kendimizi. Bizi şaşkına çevirir bütün dünya kitaplarını içinde barındıran küçük bir kitap, beşinci öyküde. Son öyküde, kütüphanesinin rafında karşısına çıkan karton ciltli bir kitaptan kurtulmaya çalışan eski kitap koleksiyoncusunun tecrübesiyle dünya üzerinde bugüne değin yayımlanmış ne kadar kitap varsa hepsini içimizde buluruz.
Olağanüstü bir düş gücünün ürünü olan "Başka Zaman Kütüphaneleri," içinde Pandora'nın kutusunun saklı olduğu bir roman.

Yalnızlık Cesaret İster & Merve Deniz





                                      YALNIZLIK CESARET İSTER
     
 
 
Kitap Adı ; YALNIZLIK CESARET İSTER
Yazar ;MERVE DENİZ
Sayfa Sayısı; 448
Yayınevi ; İndigo Kitap
Basım Yılı; 2015
 
 
Birbirlerine yasladıkları tek şey bedenleri değildi; tüm umutları, umutsuzlukları o gece koyun koyunaydı.

Issız bir adaya düşseniz yanınıza alacağınız üç şey ne olurdu?

Başarılı, genç ve güzel bir kadın olan Rüya, ta ki âşık olduğu adamla aynı adaya düşene kadar bu sorunun yanıtını hiç düşünmemiştir. Gönlünü, çalışanların "Otoriter Despot" ismini verdiği yöneticisi Arel Bozan'a kaptıran Rüya, Arel'in kendisini fark etmesi için sonsuz bir çaba içindedir, ama ne yaparsa yapsın bir türlü Arel'in dikkatini çekmeyi başaramaz. Çıkacakları Hindistan geziyse Rüya'nın son şansıdır: Ya devam edecek ya da vazgeçecektir. Fakat hiçbir şey planladığı gibi gitmez ve kendisini âşık olduğu adamla birlikte ıssız bir adada bulur. Acaba hayatta kalmak için büyük bir mücadele verdikleri bu ıssız adada Rüya, Arel'in duvarlarını yıkabilecek midir?