POSTİGA YAYINLARI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
POSTİGA YAYINLARI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Nisan 2015 Cuma

 
 

                                                            Eser Adı:HİLEKAR
                                                            Dili: Türkçe
                                                            Yazar: R. GAYE ÖNEL
                                                            Yayın Yönetmeni: Nurettin Hacıkurtiş
                                                            Son Okuma: Sevtap Selin
                                                            Kitabın Türü: Roman
                                                            Özellikler
                                                            Cilt Bilgisi: Karton Kapak
                                                            Kâğıt Bilgisi: İthal Kâğıt
                                                            Baskı Tarihi: Nisan 2015
                                                            Sayfa Sayısı:352
                                                            Kitap Boyutları: 13,5cm x 21cm
                                                            ISBN No: 978-605-4799-82-4
                                                            Etiket Fiyatı:20TL
                       www.postigayayinlari.com twitter.com/postigayayin facebook.com/postigayayin



                                ŞEYTANA AŞIK OLMAK  MI? DAHA NELER!
                                                          R. Gaye ÖNEL’den

 “O kız bir avcı. Minik, hırçın, şeytanı bile baştan çıkarabilen bir baş belası.
Ondan kurtulmalıyım, bu taş kalbimde bir ateş yanmadan onu yok etmeliyim.
Ağabeyimin yaptığı hatayı yapmayacağım. Hiçbir dişi için değmez.
Sıradaki veliaht benim ve kral olacağım.”

                                                         Aidanhell
“Aidanhell kana susamış kaçığın teki. O kadar karanlık bir ruhu var ki onu durmadan tekmelemek istiyorum. Onunla
beraber olduğum her saniye cehenneme bir adım daha yaklaşıyorum. Ama yine de ondan  korkmuyorum
Ben... Sanırım...Ona alışıyorum.
Bu vazgeçemeyeceğim kadar yakıcı bir ateş.
Şeytanımın derin kahverengi gözlerinde bazen kurtuluşumu görüyorum.
Ama biliyorum, gerçeği öğrendiğinde beni affetmeyecek.
Kim bir hilekârı affedebilir ki?”
Cassie




 
 



                                                      Eser Adı: RÜZGAR ÇANI
                                                      Dili: Türkçe
                                                      Yazar: AYNİL BEYLİK DEĞİŞMEZ
                                                      Yayın Yönetmeni: Nurettin Hacıkurtiş
                                                       Editör: Tayla Serpil Mızrak
                                                       Sayfa Tasarımı: Ceyda Çakıcı Baş
                                                       Kapak Resmi: Serhat Filiz
                                                       Kapak Uygulama: Murat Gündoğan 
                                                       Kitabın Türü: Roman
                                                       Özellikler;
                                                       Cilt Bilgisi: Karton Kapak
                                                       Kâğıt Bilgisi: İthal Kâğıt
                                                       Baskı Tarihi: Nisan 2015
                                                       Sayfa Sayısı:360
                                                       Kitap Boyutları: 13,5cm x 21cm
                                                       ISBN No: 978-605-4799-85-5
                                                       Etiket Fiyatı:20TL
                               www.postigayayinlari.com twitter.com/postigayayin facebook.com/postigayayin




                                                Aynil Beylik Değişmez’den
                                                           RÜZGAR ÇANI

Geçirdiği hastalığının yanı sıra terk edilmenin üzüntüsünü İstanbul’da
bırakarak, hayalini kurduğu pastaneyi açmak için Urla’ya gelen Berna’yı,
sevdiği ve başarılı olduğu mimarlık mesleğini bırakmayı göze alan kardeşi
Nil yalnız bırakmamıştı. Nil’in aşkı bulduğu bu şirin belde,
Berna’ya da cömert davranıp geçmişin izlerini silecek miydi?
Rürgar çanının sakin ve huzur veren sesiyle birlikte pastaneye
girdiği gibi, Berna’nın kalbine de yerleşen Demir, genç kızı  ‘Her işte bir hayır vardır.
Sakın isyan etme. Her kapanan kapı, yeni bir ışığa yol almak üzere tekrar açılır,’
sözüne inandırabilecek miydi? İki gencin yoğun duygularla yaşadığı aşk günden
güne alevlenirken, Berna’nın içini kemiren, sevdiği erkeğe açıklayamadığı
sırrı neydi?  Peki, genç kız sevdiği erkeğin geçmişi hakkında ne biliyordu?
Bu kitap geçmişte yaşadıkları acıları unutmak isteyen iki gencin yaşadığı tutkulu
aşkın yanı sıra, size umudu ve hayalleri tüketmeden yaşama dört elle sarılmanın
ne kadar önemli olduğunu ve hayatın umutsuzluklarla, pişmanlıklarla
harcanamayacak kadar kısa olduğunu anlatmaktadır.

“Hayat başlar ve biter. Önemli olan ne kadar yaşadığınız değildir.
Başlama ve bitiş tarihi arasındaki o kısa çizgide neler yaşadığınız önemlidir.”
Unutmayın! Her yeni gün yeni umutları da beraberinde getirir.
Hem de hiç beklemediğiniz bir anda…

21 Nisan 2015 Salı

Piri Reis ve Nostradamus & SERCAN LEYLEK




                                          Piri Reis ve Nostradamus & SERCAN LEYLEK

 
 
Postiga Yayınları'ndan çıkan SERCAN LEYLEK'in tarihi kurgu romanını ilk gördüğüm andan okuyana dek merak etmiştim. Tarih mezunu olmam sebebi ile Piri Reis her daim ilgimi çekmiştir. Hele ki sağlam bir kurgusu varsa bu tarz kitaplar benim için bir hazinedir.
 
327 sayfa olan romanı bitirdiğimde mutluydum çünküüüüüü çok beğendim. Karakterlerine bayıldım ,havada kalmayan kişiliklere sahiptiler. Tarihi kurgu romanları bazen çok yapmacık oluyor okurken havada asılı kalıyor çoğu olay. Bu kitapta kesinlikle öyle bir durum söz konusu olmadı hep bir sonraki bölümü merak ettim. Dilinin akıcı ve sade olmasıda önemli bir etken tabiki...
 
Bence tarihi dönemleri yazan yazarlar aynı zamanda tarihide sevdirme misyonunu üstlenmiş oluyorlar. Konuya yada kahramana dikkat çekerek okuyucuyu daha fazla araştırmaya sevk ediyorlar. Bu anlamlı kitabında hakettiği yeri bulmasını dilerim.
 
Kesinlikle zevk aldığım bir roman oldu ,tavsiye ediyorum mutlaka okunmalı .Yazarın ilk romanı olan CYDONIA'yı da edinip okumak istiyorum..
 
Ustaca bir kurgu ve zekice gözlemler bir romandan başka ne bekleyebilir ki bir kitap kurdu :) Mutlu muyum evet mutluyum kitap bittiğinde...
 
 
 
 
 
Kitabımızda 2 farklı zamanda vuku bulan olaylar anlatılıyor...
 
Böbrek CA olan ve Osloda yaşayan Tuna'nın üzerinde yeni bir yöntem bir tedavi yöntemi deneniyor. Ve bu arada hastane ve dr larla olan iletişimi anlatılıyor. O kadar gerçekçi anlatılmış ki bazı bölümler kendimi Üroloji ve Onkoloji servisinde gibi hissettim.
 
Osloda yaşam hakkında da tüyolar alıyorsunuz okurken. Tuna eline geçen bir takım tarihi belgeler neticesinde kendini hiç ummadığı olayların içinde savrulurken buluyor..Oslo'dan Rodos'a uzanan gizemli bir serüven yaşayacaktır...
 
Diğer tarafta ise büyük Türk denizcisi Piri Reis ve Nostradamus konu edilmiş...Piri Reis ve Nostradamus'un hayatlarının bir bölümünde karşılaşması üzerine kurgulanmış olaylar. 500 yıl önce çizdiği haritaların sırrı hala çözülememiş olan Muhiddin Piri'nin, amcası Kemal Reis'in mirasına sahip çıkabilmek için Göke'ye ayak basışı, yaşadıkları ve orada tanıştığı genç dr ve kahin Michel..
 
Gökedeki önemli iki karakter BİTLİ EL ve CANDAR BEKİR ...
 
BİTLİ EL, sıradışı ve güçlü bir karakterdi kesinlikle.Kitapta en ilgimi çeken kişi o oldu..
 
 
 
 
 
 
"Kişiye özel dinin çıktığı nerede görülmüş? Şeriat yağmur gibidir. Altında duran herkesi ıslatır. Kalkmış birde imanım kusursuz diye haykırıyorsun ! "
 
 
"Yerde yarım arşın eninde bir yol olsa, insan hiç kuşkuya kapılmadan rahatlıkla yürür. Fakat yüksek bir duvarın üstünde gitsen, yolun genişliği iki arşın olsa, yine de eğri büğrü gidersin. Hatta gönlüne düşen kuşku yüzünden belki de düşersin, İşte bu gâvur da gönlündeki vehim yüzünden derbeder oldu."
 
 
 
"Bir uygarlık, tamamı ile barışçıl hale gelmedikçe yıldızlara ulaşamaz."
 
 
 
" Zihinlerinizde gördüğüm kadarıyla hala anahtar üretiyorsunuz. Demek ki uygarlığınız henüz bu kanunun ışığını dahi göremiyor. Bir medeniyetin anahtar, para, silah gibi araçlar üretiyor olması, bireyleri arasında güven tesis edilemediğini kanıtlayan başlıca unsurdur. "
      





22 Mart 2015 Pazar





                                            HİSSİZ &LEMARİZ MÜJDE ALBAYRAK


Büyük bir merakla beklediğim kitabımı nihayet bitirmiş bulunuyorum...Ve yüzümde kocaman bir gülümseme bıraktı.Çok beğenerek ve heyecanla okudum çünkü Yazarımız'ın dili inanılmaz akıcı...
O kadar gerçekçi bir anlatım tarzı varki okurken sanki yaşananlar başucumda, etrafımda gerçekleşiyormuş gibi bir izlenime kapıldım...Kitapta yer alan travmatik konuşamama hali ise beni etkileyen unsurlardan biri oldu..Ebeveyn kaybı ve aile bağlarının önemi çok değişik ve güzel bir şekilde vurgulanmış...
Yazarın yayınlanan ilk romanı olmasına rağmen kalemi oldukça başarılı.Şahsım adına Maske'yi okumak için heyecanlanıyorum.Ve kendisini tanımaktan inanımaz mutluyum şu anda.Nasıl bir eksiklik ki şimdiye kadar okumamışım dedim kendime....Vakit telafi vakti öyleyse.
  Kitabımızın konusuna spoiler vermeden değinecek olur isek;

Alexander;karizmatik,yakışıklı,ünlü ve zengin işadamı.Etrafında gezinen bir yığın para avcısı kadın ve düşmana sahip..Yaşam, çocukluğundan itibaren onu acımasız ve sevgisiz yaşamaya itmiş.İş kolik ve aşkın varlığına inanmayan,kadınları şeytan olarak gören içi nefret dolu bir genç adam...

''Alexander kapıyı kapatır kapatmaz içindeki acayip yakalanmışlık hissine lanet etti.O edepsiz bir şeytandı.Kadınları gözetmekten,zor durumda bırakmaktan ya da baştan çıkarmaktan çekinmezdi''.

Heaven;anne ve babasını kaybettiği kazadan bu yana konuşmayı unutmuş insanlarla yazışarak anlaşan saf,masum bir melek..Dedesi ile çiftlikte yaşamakta..Ta ki Xander'la yolları kesişene kadar..

''Arabada yok boyunca radyoyu karıştıran Heaven heyecandan yerinde duramıyordu.Hem daha önce hiç bilmediği bir hayata kucak açacağı için hem de Alexander ile bir seneyi geçireceği için heyecan içerisindeydi.''.

Adrian;Alexander'in can dostu ve onun yaşamında etkisi olan yegane insanlardan biri...

George Mirland;Heaven'in dedesi.

Daniel;Şirkette güvenlik personeli.

Ben;Heaven'in konuşma terapisti.

Alexander ve  dedesinin yaptığı bir anlaşma sonucunda şehre gelerek Alexander ile birlikte yaşamaya başlayan,Onun şirketinde işe giren Heaven ve maceralarını okurken kah çok eğlendim kah ta hüzünlendim...


Kitap başta cinsellik üzerine yoğunlaşmış gibi gelmişti bana ama ilerledikçe aşk,dostluk ve aile bağlarının inanılmaz etkilerini ve yoğunluğunu okudukça yanıldığımı anladım..Dedesinin Heaven'e ve onun geleceğine olan endişesi beni çok hüzünlendirdi açıkçası...

O içine şeytan kaçmış modundaki Alexander'in nasıl bir değişim yaşadığı beni hayretler içinde bıraktı bu kadarını beklemiyordum.
Karakterler oldukça başarılı bir şekilde çıkıyor kitapta karşımıza...
Xander nasıl ve neden değişti? Heaven nasıl böylesine etkili bir kadın haline geldi..Dahası ve pek çoğu için kitabı mutlaka okumalısınız...

Kitabın sonu beni çok mutlu etti..Tebessüm ederek bitirdim...
Mutlaka okunmalı dediklerimden oldu..Şiddetle tavsiye edilir..

Ha bir ara burnunuza bir çöplük kokusu vuruyor o zaman diyorsunuz ''Bir kitap bu kadar mı gerçekçi olur diye''  :))))) Canınız elmalı turta istiyor ara sırada..Benden söylemesi...Alexander'in elbiseyi yırtarken çıkan o -cart sesinide duydum ben :P









                                                         KİTAP ADI; HİSSİZ
                                                   YAYINEVİ;POSTİGA YAYINLARI
                                                   YAZARI;LEMARİZ MÜJDE ALBAYRAK
                                                        TÜRÜ;AŞK



Aşkın en derinden, inkâr edildiği yerden ortaya çıkışı! Kendilerini ve birbirlerine duyduğu aşkı çığlık çığlığa ve sessizce inkâr etseler de, aşkları ortalığı yakıp kavuruyor!

Alexander, hissiz, acımasız, yakışıklı, güçlü ve zengin… Daha küçücük bir çocukken öğrendi bütün bu özelliklere sahip olabilmeyi. O hislerini acımasızca rafa kaldırmış, kendi sonuna doğru ilerliyordu. Ama bilmediği, her sonun bir başlangıca gebe olduğuydu.
 Heaven karşısına çıktığında bütün inançları ters yüz olurken, kendi sonu birdenbire başlangıcı olduğunda ne yapacağını elbette bilemezdi.

Heaven; masum, saf ve kırılgan bir papatya… Cennetten gelen bu sessiz melek, tüm korkularını kendine zırh yaparak kökleri ile tutunduğu topraklarında, Alexander'ın fırtınasına karşı direnirken, bir aşk ateşi yakmak için geldiğinde asla tek bir yananının olmayacağını bilemezdi.
 
HİSSETMEZ...HİSSETMİYOR...HİSSETMEYECEK!