13 Ocak 2016 Çarşamba

İki Yabancı Olmadan Önce & RENEE CARLINO

 
 
 
 
İki Yabancı Olmadan Önce & RENEE CARLINO
 
 
 
 
 
 
Selam....
Yağmurlu ve serin Ankara günlerinde içimi ısıtan bir kitap okudum.. Bir duygu selinde savrulduğum ve elimi peçeteye attığımda doğrudur.. Yani demem o ki beni ve gözlerimi çok etkileyen bir kitap oldu.
 
Bir süredir okumak için baş ucumda beklettiğim kitabı nihayet bitirdim. Kapağı oldukça hoş ve insanı içine sokan cinstendi.. Renkleri beni cezbetmişti.. Yorumlarda güzel olunca okumak için sabırsızlanıyordum.
Redaksiyonda biraz sıkıntı vardı kulağımı tırmalamadı değil yer yer.. Ama kitabın kurgusu bunu örtmek için yeterliydi diye düşünüyorum.
 
Kitap farklı iki karakterin ağzından anlatılmış ve anlatılırken birbirlerinin devamı şeklinde ilerlemiş. Bu yüzden kopukluk yoktu ve buda akıcılığı artırıyordu. Her bölüme verilen isimler ise oldukça hoş idi.
 
Aşk romanlarını seviyor iseniz mutlaka okuyun.. Konu sıradan gibi gözüksede kesinlikle çok güzel kaleme alınmış ve aynı anda hem gülüyor hemde gözyaşlarınızı harakete geçirebiliyor.
 
Kısaca konudan bahsetmek gerekir ise;
 
Ünlü bir fotoğrafçı olan Matt, metro istasyonunda 15 yıldır haber alamadığı ve asla unutamadığı aşkı Grace ile karşılaşır..Grace'ye ulaşmak için internette kayıplar aranıyor sitesine mesaj bırakır ve mesaj bir şekilde Grace'ye ulaşır. Grace ve Matt iletişim kurar ve günümüzden 15 yıl öncesine geri dönerek ilişkileri anlatılmaya başlanır..
 
Tanışmaları, okul yılları ve aileleri ile ilgili bölümler oldukça hoş anlatılmış.. Adeta sizde kendinizi o öğrenci evinde sanıyorsunuz okurken..
Nasıl ayrıldıkları ve bunların sebepleri ile günümüzde yüzleşmeleri..Ve Matt'in karşılaştığı büyük sürpriz...
 
15 yıl sonra karşılaşan iki eski sevgili.. Aşkın sonsuzluğunu düşündürüyor insana..
AŞK HİÇ BİTER Mİ ? sorusunu soruyor insan kendine..
 
Ve diyorum ki SENİ  SEVMİYORUM  ELIZABETH :))))))))
Okuyun görün eminim sizde sevmeyeceksiniz onu :)
 
 
 
 " Şimdiki zaman bize aittir. Tam da şu anda, içinde bulunduğumuz zaman bizimdir. Bu evrenin bize sunduğu yegane ödüldür. "
 
" Şiir sadece hayatın bir delilidir. Hayatınız iyi yanıyorsa şiir sadece  küldür."
 
"Bazen tek duymak istediğimiz iyi bir anne, arkadaş, evlat yada eş olduğumuz değil midir ? "
 


7 Ocak 2016 Perşembe

LEO & Mia Sheridan

 
 
 
 
LEO & Mia Sheridan
 
 
 
 
 
Merhaba...
 
Yıla gayet güzel kitaplar ile başladım. Leo yılın 3.kitabı oldu...285 sayfalık bir kitap ama çok çok güzeldi benim için. Nasıl uzatıp okuyacağımı şaşırdım.3 günde okudum daha fazla uzatamadım şahsen.
Yazarın BAŞKA DİLDE AŞK adlı kitabınıda okumuştum ama ben Leo'yu daha çok sevdim. Kapağına ise bayılmıştım zaten.. Okudum ve rahatladım :)) Sizde okuyun ve aşk adına güzel satırları yerleştirin zihninize.
 
 
Leo ve Evie koruyucu aile yanında iken tanışan , zamanla dostluları aşka dönüşen iki ergen idi. Leo, gün gelip evlat edinildiğinde giderken onu arayacağına dair Evie'ye söz verir ve 18 yaşında ise geri dönerek birlikte olacaklarına söyler. Evie, Leo'dan bir daha haber alamaz ve onu hiç unutamaz.
 
 
Aradan geçen 8 yılda Evie, bir işe girmiş hayatını idame ettirmiş ve Leo'yu hiç unutmamıştır. Bu arada Evie'nin karşısına Leo'yu tanıdığını söyleyen Jake çıkar ve Evie ile aralarındaki duygusal bağ hızla gelişmeye başlar...Sonra neler mi yaşanır bu kısmı okumanız gerekiyor çünkü ne dersem spoiler olacak bundan sonrası..
 
Olaylar günümüz ve 8 yıl öncesine giderek ikili şekilde anlatılıyor kitapta. Oldukça akıcı ve duygusal satırlar okuyorsunuz. Zaman zaman gülümsesem de özlerim dolu dolu okudum gerçekten.
 
Özellikle koruyucu aile yanında çocukların yaşadıkları beni gerçekten kahretti.. Pedofili konusuna değinilmiş.. Üvey anne ve babaların yaşattıkları ile uyuşturucunun insanlara neler yaptırdığını da gözler önüne seriyor. Almak isteyen için oldukça dolu bir kitap ve bir yığın mesaj var kitabın içerisinde..
 
Arkadaşlık ve dostluğun ne denli önemli olduğuna da dikkat çekiyor. Ve hep söylediğimiz "Arkadaşlar seçilmiş ailelerdir." sözü dile getiriliyor..
 
Tavsiye ederim efendim dopdolu bir kitap ...
 
 
 
 
 
 
"Geçmişi bırakmak acı verici olabilir ama  ya ondan kaçıp kendini hissizleştirir ya da bundan dersini alırsın."
 
 
" Neden bilinçli olarak acımasız davranan her insan kendisinin gerekli bir dobralıkta bulunarak mükemmel bir örnek olduğunu sanıyordu ki ? "
 
 
"Şimdi hayatta birçok yolun olduğunun farkına varıyorum. Bazılarını seçeriz, bazıları ise bizim için seçilir."
 
 
 
 
Kitabın orijinal kapağı bu.. Ama ben bizim ülkemizdeki kapağını daha çok beğendim :)))
 
 


5 Ocak 2016 Salı

Kâğıttan Kalpler & COURTNEY WALSH

 
 
 
 
Kâğıttan Kalpler & COURTNEY WALSH
 
 
 
 
 
 
Belki de yok olan hayaliniz
sizi mutluluğa götürecektir ...
 
Merhaba 2016 'nın ikinci kitabını okudum ve içim kıpır kıpır.. Ruhum gençleşti adeta okuduktan sonra..
 
Arkadya Yayınları'nın son çıkardığı kitap.. Ve diğer kitaplar gibi rengarenk, iç açıcı, harika bir kapağı var ..  Oku beni oku beni diyordu adeta..
 
Bayılarak okudum kitabı.. Elimden bırakmak istemedim adeta.. 2016'ya güzel bir başlangıç yapmak istiyorsanız kesinlikle sizde benim gibi yapın.. En kısa zamanda okuyun diyorum...
 
Hikayemiz bir kasaba hikayesi.. Sımsıcak ilişkiler tabiki buda insanların iç içe olduğu anlamına geliyor .
 
Aşıklar Parkı adı verilen bölgede ,babasından ona kalan kitapçıyı işleten ve halen aşktan uzak durmaya çalışan Abigail  ve onu aşkla tanıştırmayı kendilerine vazife edinen bir grup kasaba sakini bayanı tanıyorsunuz.. Oldukça espirili ve kahkaha attıran diyaloglarına şahit oluyorsunuz.. Ben en çok sivri dilli Ursula'yı sevdim mesela :)
 
Abigail, sütten ağzı yanmış yoğurdu üfleyerek yemek isteyen bir cinsten.. Hatta yoğurt yemekten bile vazgeçmiş :) Annesi ve kız kardeşi ile zaman zaman sürtüşen yaşı 30 a gelen hoş bir bayan. Tüm hayatını kitapçısına adamış...
 
Kasabaya gelerek Abigail'in kitapçısınında içinde olduğu binayı satın adan DR.JACOB ise kızı ile birlikte kasabaya yerleşir ve olaylar burada ivme kazanır.
Dr'un geçmişinde neler saklı ? Dr ve Abigail arasında nasıl bir bağ kurulacak?
 
Dr'u inanılmaz sevdim.. Oldukça duygusal bir insan.. Yaşadıkları beni bir hayli etkiledi.. Sevdiklerine olan bağlılığı.. Öyle bir sahne vardı ki ağlamamak mümkün değil dedim orayı okurken..
 
Kitaba adını veren Kağıttan Kalpler ise büyük bir aşk ve bağlılığın simgesi.. Oldukça güzel bir ifade ediş şekli..
 
Kitap oldukça akıcı ve samimi.. Kendimi o kasabada yaşıyor gibi hissettim. Abigail'in NOOK KİTAPEVİ 'ne gitmeyi ve onun meşhur kahvesini tatmak istedim.. Bende kavanoza kağıttan bir kalp bırakmak istedim...
Çok etkilendim.. Kesinlikle okunmalı...
 
 
 




 " En iyi aşk hikayeleri bile kusurludur, affedişler içerir ve zordur; ama er ya da geç mutluluğa ulaşırlar. Bir hikayeyi aşk hikayesi yapan bunlardır . "
 
 
" Ve aşk mükemmel değildir. Eğer öyle olsaydı, Tanrı'nın müdahale etmesini istemezdik . "
 
" Beni asıl heyecanlandıran kendi ellerimle yarattıklarım. Daha önce bunları ortaya çıkarma cesaretim hiç olmadı. "
 
 


31 Aralık 2015 Perşembe

KIZGIN KUM BAHÇESİ & CORBAN ADDISON

 
 
 
 
 
 
 
 
Merhaba...
 
2015'in son kitap yorumu ...
 
Son günlerde oldukça popüler olan KIZGIN KUM BAHÇESİ' ni bende okudum. Oldukça etkileyici ve anlamlı bir kitap. Hızlıca okunup bırakılacak bir kitap değil çünkü insan okurken çok etkileniyor ve düşünüyor.
 
Kitap bir kurgu roman olmasına rağmen Afrikada yaşanan gerçekleri gözler önüne sermiş. Yazarın okuduğum ilk romanı lakin yazarın diğer kitaplarını da okumaya karar verdim.
 
Çeviri , değerli bir isim Arzu Altınanıt tarafından yapılmış.
 
2015 bitti lakin 2016 da kitabı mutlaka okumanızı öneriyorum ...
 
Konusuna değinecek olursak ; Amerikalı bir avukat olan Zoe, Zambiyada CILA adında bir kuruluşta görev almaktadır. Ailesini özelliklede babasının siyasi konumunu da kimseye söylememektedir. Ailesi ile sorunlu bir ilişkisi vardır..
 
Zambiyada tecavüz oldukça sık rastlanan bir suçtur. Özelliklede çocuk tecavüzleri. DNA laboratuvarlarının ülkede olmaması sebebi ile suçlular herhangi bir ceza almamaktadır. Buda suçun caydırıcılılığını etkilemektedir. Zoe'nin yeni davası ise bölgede güçlü bir ailenin oğlunun, KUYEYA adındaki  bir kız çocuğuna tecavüz edişidir. CILA ile birlikte bu tecavüzü ispat etmeye çalışırlar....
 
Olay oldukça derin ve çetrefillidir. Çok fazla engel ve şiddet ile karşılaşırlar. KUYEYA'nın down sendromlu oluşuda ayrı diyalog sorunu yaşatır insanlara...
 
 
Sevginin ve azmin....Adalet duygusunun her şeye rağmen işleyişine şahit oluyorsunuz.. Aşkın her koşulda insanın karşısına çıkışına zaman zaman gülümsüyorsunuz okurkende..
 
Zaman zaman gülümsesemde oldukça hüzünlü bir hikaye idi...
 
 
 
 
 
"Annem, güneş ışığı suyu müziğe çevirir derdi..."
 
"Yoksullar söz konusu olduğunda sistem çok ender işliyor."
 
"Yaşarken bizi sarıp sarmalayan sevgi ölümle yok olmaz."
 
 
 


27 Aralık 2015 Pazar

AHH KALBİM & meriç mekik

 
 
 
 
 
 
 
 
AHH KALBİM & meriç mekik
 
 
 
 
Aylin evli, mutlu ve top gibi hamileydi...
Tabii bu Japon bir kız için terk edilmeden önceydi... 

Dört yıl sonra bir davet için kavalye aramaya karar verdi.
Arkadaşları adaylarını bir bir Aylin'in önüne serdi.
Ama aşk, Aylin'e büyük bir süprizle gelecekti...
 
 
Güzel, komik ve acayip bir kitap okudum sanırım..Bitirir bitirmezde hemen yorum yazmadım çünkü espirilere tekrar tekrar gülmem gerekti..
 
Sosyal medya paylaşımlarında adından sıkça söz ettiren #MERİÇMEKİK ne iyi yapmışta yazmış dedim okuyunca. İçine Cem Yılmaz kaçmış birazda.. Zekice espiriler vardı tam yerinde, okkalı.
Çok güldüm, iyi güldüm ve ben yine gülmek istiyorum. Neyseki devamı yazılıyormuş yeni yılda güleriz inşallah.
Ben çok zor gülen insanlardanım kitap okurken. Normal hayatta çok gülsemde kitapta bunu becermek her yazara nasip olmuyor..
 
Aylin üniversite aşkı Adnan ile evlenir.. Hayatı tek düzedir ama sorunluda değildir hani. Bir gün kocası Adnan (kör olasıca Adnan olur kendisi)yarısı yaşındaki Japon kızı Keiko için onu terk eder.. Aylinde bisküvicilerin şahı ile çalışmaya başlar.. Ailesi ile yaşar bu süreçte kızına Aylin'in annesi bakar...Arkadaşları Aylin'i hiç yalnız bırakmazlar. Aylin'in boşanma ertesi yaşadığı hayatı Tarık Hoca aşkına takılınca mutlu bir hale girişi anlatılıyor.
 
Aileye bayıldım sahiden tutup öpesim var onları tutup o anneye uzun uzun sarılasım var.. Hani o sahnelerde gözlerim bin yaşla dolu okudum işte dedim benim annem.. Bizim ailedede boşanan kardeşlerin çocukları itina ile anneme teslim edilir oda fedakarlıkla kanat gerer...Babada çok tatlı idi.. Benim babam hayatta değil hayatta olsa o Aylin gibi gece falan dışarı çıkarmazdı kan çıkardı aradaki fark bu :))))))))
 
Aylin ve dostlarına bayıldım.. Hele Defne gibi bir arkadaşım vardı benim ömrümü yemişti...
 
Gülme sebeplerimden biridir yaşanan olaylar içimizden birileri tarafından yaşanmış.. Gökten inme, yaşanmamış, absürt espiriler yok kitapta...Aylin bizden biri..
Sakar, komik ve acayip platonik :)))))
 
Hele o Adnan'ı yemin ederim parçalayasım var.. Utanmadan birde burnunun dibine giriyor.. Bunların çocuğu da olur Keikoyla ahanda şuraya yazıyorum gaz çıkartması için bebeği Aylin'e getirmezse bana da Sevtap demesinler...Yapar yani o yüzsüz potansiyel var adamda..
 
Tarık Hocam'ı bende sevdim.. Belli ki işinin ehli bir sporcu.. Bak bende öğretmenim, neler gördük geçirdik, ne insanlar tanıdık sakın üzme Aylin'i diyesim var onada..
 
 
 
 
 
"Benim derdim onun beni artık sevmiyor olması filan değil. Ben sadece onunla bunca zamandır yaşadığımız şeyin gerçek olduğuna inanmak istiyorum."
 
"Kim aşık bir kadından daha kolay kandırılabilirdi ki ? "
 
 
İşte bittiğim o sözzzzzzzzzzzzz :))))))))
 
 
" Bir kadının mutlu olmak için bir erkeğe ihtiyacı yoktur ! "
 
 
Çok teşekkürler Meriç Mekik doya doya güldüğüm bir kitap oldu...
 
 


Sonsuza Dek,Ayrı & Taylor Jenkins Reid

 
 
 
 
 
 
Sonsuza Dek, Ayrı & Taylor Jenkins  Reid
 
 
 
 
 
 
“Bu ev hiçbir şey değişmemiş gibi davranıyor. Her şey değişmişti. Duvarlara söylüyorum, o yok artık.” 
 
 
"Alıştığınız türden bir aşk hikayesi değil."
 yazıyor kitabın kapağında sahidende değil. Okurken anlıyor insan...Masum ve tüm kalbiyle seven bir kadının, Elsie'nin hikayesi sizi yürekten sarsıyor...
 
 
 
 
Beyaz perdeye uyarlanacak bir kitap olduğunu heleki baş rolünde Dakota Johnson'un oynayacağını duyduğumdan itibaren kitabı çok merak etmiştim. Aynı zamanda yazarında ilk kitabı olma özelliğini taşıyor..
 
Oldukça akıcı ve güzel bir anlatıma sahip kitap. Çevirmenide tebrik etmek gerekiyor burada.. Sıkmadan, yormadan okunuyor.. Ben yavaş okudum çünkü inanılmaz etkilendim. Durup düşünüp okudum. Kendimi Elsie'nin yerine koydum..
 
Konusuna değinecek olursam ; Elsie ve Ben bir pizzacıda karşılaşırlar ve birbirlerine aşık olurlar. İlişkileri çok hızlı ilerler ve 6 ay içinde Vegas'a kaçarak gizlice evlenirler. Evliliklerinin 9.gününde başlarına çok üzücü bir olay gelir...Bu arada Elsie, kayınvalidesi Susan ile tanışır...Birbirlerinden ilk başlarda elektrik alamasalarda zamanla aralarında güzel bir dostluk gelişir. Elsie'ye tüm bu zor günlerinde arkadaşı Ana destek olur..
 
Kitap geçmiş ve şimdiki zaman şeklinde ilerliyor. Elsie ile Ben'in tanışmaları ve evlilikleri ile birlikte Elsie'nin yeni hayatında yaşadığı günler anlatılıyor.
 
Ana ile olan dostluğu ve arkadaşlığı oldukça güzel ve anlamlı.. Zor günlerde dostlukların ne denli önemli olduğunu anlatıyor..
 
Susan ile olan bağıda çok güzel anlatılmış keşke biraz daha detaylansaymış dediğimde olmadı değil..
 
Ben çok tatlı bir adamdı..Elsie de bir o kadar masum ve içten bir kadın... Kitabı okurken olduda bitti maşallah bir aşk mı var diye düşündüm ilk baştan ama önemli olan geçirilen zamanın uzunluğu değil paylaşılan anların kalitesi diyor insan okudukça...
 
Aşka, ölümsüz anılara, ölümün gerçekliğine ve dostluğa dair bir şeyler okumak isterseniz bu kitap tamda size göre...
Çoğu kez bırakmak istedim kitabı inanın ama kötü olduğu için değil, okurken ağladığım ve üzüldüğüm için. Gerçekçi ifadelerle dolu geldi bana...Zaman zaman gülümsesemde okurken hüzün ağır basıyor..
 
Sevgiler ...
 
 
"Süpernovaları hiç duydun mu? Gökyüzündeki her şeyden daha parlaktırlar ama çabucak sönüverirler. Kısacık süren, olağanüstü bir enerji patlaması. Ben'le ikinizi buna benzetmek hoşuma gidiyor...O kısacık zaman aralığında, bazı insanların yaşamları boyunca sahip olduklarından daha fazla tutku yaşamış olduğunuzu düşünmek."
 
 
 


 


11 Aralık 2015 Cuma

DİLAN AK & KALBİMDEKİ İMZA

 
 
 
 
 
 
" HAYAT BİRİNİ ÇIKARIR KARŞINIZA ANSIZIN.YAŞANACAK HEVESLER SUNAR SİZE. HAYATA VE UMUDA DAİR NE VARSA,YARIM KALAN HER ŞEYİ TAMAMLAR. ADIMLARINIZ AYNI YÖNE OLUR.BAKIŞLARINIZ DA. YALNIZ DEĞİLSİNİZDİR ARTIK."
 
 
 
 
 
DİLAN AK & KALBİMDEKİ İMZA
 
 
Sıcağı sıcağına yazdığım bir yorum daha...
Dilan Ak'ın merakla çıkmasını beklediğim kitabını bitirdim.
Kapağını çok sevmiştim. Bayılırım kahverengiye... Akıcı bir kitap oldu benim için.
 
Gelelim konusuna;
 
 
Annesinin vefatından sonra tebdil-i mekanda ferahlık varmış dercesine Ankara'dan Londra'ya eğitim için giden Fulya'nın aşk trafiği anlatılıyor kitapta.
Fulya'nın her şeye rağmen sevdiği -benimse nefret ettiğim- Aras ... Fulya'yı her şeye rağmen seven bir adam Demir...Londra'da yaşanan ve hırpalanan aşklar Ankara'ya gelince yön değiştiriyor. Fulya'nın dönüşü ve taşıdığı büyük sorumluluk ...Yaşanan gelişmeler bir hayli şaşırtıcı.
Ebeveynlerin sırtını dönmesi ile çocukların gençlerin yaşadığı üzücü günler, yeni bir hayata başlamak...Yapılan fedakârlıklar ve yaşanan sağlık sorunları ...Bir ara yüreğim hop etmedi değil.
 
Sosyal medyada bir Demir hayranlığı vardı bende tanıştım nihayet bu Demirle..Sahiden demir gibi güçlü bir karaktermiş Demir...Kitabın en başında Fulya ile yaşadıkları yüzünden ona da ısınamasamda aşkın insana neler yaptırabileceğini bizlere gösterdi. AŞK ADAMI ...
 
Londra Londra olalı böyle kararsız bir kadın görmemiştir demek istedi canım çünkü kitapta Aras'ı ve Fulya'yı sevmedim ben ..
Fulya'nın kararsızlıkları ile acı çekti Demir bence bu kadar. Aşk gözünü kör etmiş Fulya'nın sanırım ki sağlıklı kararlar alamıyordu.
 
Aras'ın nasıl güvensiz bir adam olduğu o maço tavırlarından belli idi onu baştan hiç sevmedim zaten.
 
Yasemin ve Fulya dostluğu , Yiğit ve Demir dostluğu güzeldi.. Handan Anne'ye bayıldım tipik bir kayınvalide örneği idi.
 
 
 
 
"Kalbimdeki aşka , dudaklarımdaki gülüşe, seni özlediğimde akan gözyaşlarıma sadece sen değersin FULYA. "
 
 
"Aşk ; kaçmaktan çok kovalamayı, görmekten çok düşlemeyi, sevmekten çok özlemeyi sever. Ve aşk , o kadar haindir ki , nerede imkansız var onu seçer . "