25 Ağustos 2015 Salı

KAFES & JOSH MALERMAN



 
 
Kitap Adı ; KAFES
Orijinal Adı; Bird Box
Yazar;Josh Malerman
Çevirmen ; Aslı Dağlı
Yayınevi ;İthaki Yayınları
Sayfa Sayısı; 330
Basım Yılı ; Ağustos 2015
 
 
 
"Görülmemesi gereken korkunç bir şey...
Ona atılan bir bakış kişiyi ölümcül bir deliliğe sürüklüyor. 
Ne olduğunu ve nereden geldiğini ise kimse bilmiyor." 
 
Tanıtımlarından büyük bir merakla takip edip beklediğim kitabı bir çırpıda okudum. 330 sayfa ve inanılmaz akıcı. Zaten meraktan ve gerilmekten bırakamıyorsunuz. Peki ya şimdi diye diye okuyorsunuz.
 
Bana göre bir hayli başarılı bir gerilim kitabı . Heyecan daima doruktaydı. O kadar gerildim ki acaba gözlerim olmasa ne yapardım diye düşünmeye başladım. Ben gözlerime ilk defa bir kitaptaki konu nedeni ile şükrettim.
 
Malorie ve kız kardeşi hayatlarına devam ederken her şey biranda değişiyor.
Normal yaşamın seyrinde insanların birden gördükleri şeyler - evet şeyler çünkü haklarında herhangi bir fikir yok- yüzünden delirerek kendilerine zarar vermeleri ile başlıyor. Ortamda kan ve ölüm kokusu var.
 
İnsanların tüm bu kötülüklerden korunması için tek bir yolları var. Yaşamlarını idame ettirmeye çalışıyorlar bu şekilde.
 
Malorie de çocuğunu bu şekilde dünyaya getiriyor ve onu eğitiyor. Sabrının sonunda geldiği nokta, çocukları yetiştirme şekli bir hayli enteresan.
 
Duyu organlarının etkin kullanımı oldukça ilgi çekici.
 
 
Bir geçmişten bir gelecekten anlatılmış olayların gelişimi.
Bu tarz kitaplar daha çok ilgimi çekiyor benim. Olaylar ve geçmiş daima sıcağı sıcağına okunuyor gibi geliyor.
 
Çevirinin akıcılığı da ayrı bir güzel tabiki . Çevirmeni çok sevdimmmmm.
 
Tavsiye ederim efendim, gerilim severlere "KAFES " hapsedecek okurları içine...
 
Görüşmek üzere... 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

22 Ağustos 2015 Cumartesi

Başka Dilde AŞK & Mia Sheridan

 
 
 
Başka Dilde AŞK & Mia Sheridan
 
Orijinal Adı : Archer’s Voice
Çevirmeni: Hanife Albayrak
 
Yayınevi: Yabancı Yayınları
 Yayın Tarihi:  2015
 
Sayfa Sayısı: 392
 
 
 
 
 
Adından ve güzelliğinden bir hayli bahsedilen kitabı nihayet okudum. Hem de 1 gün gibi bir sürede. Gerçekten oldukça akıcı .Buradan çevirmene selam olsun. Harika bir iş çıkarmış . Sıcaklarla boğuştuğumuz bu yaz günlerinde beni sıkmadan aktı gitti sayfalar.
 
Bree ve Archer'in hikayesi oldukça hoş ve sevgi dolu.. Geçmişlerindeki üzücü olayları birbirlerine sığınarak atlatmaya çalışan iki gencin aşk dolu hikayesi.
 
Bree, annesini ve babasını kaybetmiştir. Kendini dinlemek ve sakinleşmek için küçükken ailesi ile beraber tatil yaptığı küçük göl kasabasına gelir.
 
Archer, ailesini üzücü bir kazada kaybetmiş tek başına, kendini tüm kasaba halkından izole ederek yaşayan bir gençtir. Ta ki Bree ansızın karşısına çıkana dek.
 
Aşkın her türlü engeli aştığına, sevginin en iyi ilaç olduğuna bu kitapla şahit oluyorsunuz.
 
Kitabın cesur kişiliği, baskın karakteri Bree. O olmasaydı Archer bu kadar kendine güven duyamazdı, açılamazdı .
 
 
 
 
Sessizliği getirdin sen,
Duyduğum en güzel sesti,

Çünkü senin olduğun yerdi.
Şimdi bunu benden alıyorsun.
Ve artık dünyadaki tüm o sesler,
Kırık kalbimi tamir edebilecek kadar yüksek seste değil.
Sonsuz, uçsuz bucaksız yıldızlara bakıyor ve fısıldıyorum,
Bana geri dön,
Bana geri dön,
Bana geri dön...
 
Bree'nin cep telefonuna ulaşamayan Archer'in üzüntüsü beni çıldırttı adrenalin hat safhada idi. Heyecan açısından biraz daha kıvranmak isterdim okurken.
 
Güzel bir aşk hikayesi okumak isteyenlere tavsiyemdir.
 
 
 
"Sessizliği getirdin sen, duyduğum en güzel sesti."
 
İşte beni benden alan bir cümle...
 
"Bana aşkın işaretlerini sordu  ve bende ona ismini heceledim. "
 
 
 
Görüşmek Üzere...
 
 
 
 

19 Ağustos 2015 Çarşamba

Feride & Tuna Serim

 


Feride & Tuna Serim
 
 
 
1 günde soluksuz okuduğum bir dönem romanı Feride ... Yazarında okuduğum ilk romanı .
 
Kapağı insanın merakını cezbedecek kadar naif ve zarif . Osmanlı'dan Cumhuriyet'e diyor kapağında bende bu güzel yolculuğa öylesine kapıldım ki elimden bırakamadım. Meslek icabı birazda dönem romanlarını çok seviyorum.
 
 
Kitabın ana karakteri olan Feride'nin ailesi ve yaşamı konu edilmiş. Osmanlı'nın son yılları Cumhuriyet'in ilk yılları. Arka kapaktada denildiği gibi geçiş dönemi kadını Feride.
 
Feride ,evleneceği gün üzücü bir olay yaşar ve evliliği bu yüzden problemli olarak başlar. Doğup büyüdüğü şehir İstanbul'dan Ankara'ya taşınması ile yalnızlığı artsada Ankarada hayatının sürpriz insanı  ile karşılaşır ve yalnızlığı azalır.
Kim bu kişi onu okuyarak öğrenmelisiniz elbette..
 
Aklı, babasının ölümü ile sarsılan annesinde ve yaramaz kardeşindedir. Aile kalabalık ve huzursuzdur.
Evliliği zamanla rayına girer ve mutlu bir şekilde yaşamaya devam eder her türlü kaybına rağmen.
 
Kitapta 1900 lü yılların aile yaşamı, adabı ve görgüsünün çocuk terbiyesine olan etkilerini görüyoruz. Tarihi kesitleri okuyor ve dönemle ilgili siyasi olaylar hakkında da bilgi sahibi oluyoruz. Didaktik bir yanı da var. O yüzden çok seviyorum bu tarz romanları. Kesinlikle tarih sevenler için ideal bu tür romanlar. Sıkmadan anlatmış yazarımızda dönemsel olayları.
Çok güzel mesajlarda verilmiş aile mahremiyeti ve kutsallığı ile ilgilide. 
 
 
"Söz verirken iyi düşün, birine gel demek kolaydır, git demek zordur, bu nedenle birini davet ederken düşün, yeniden düşün... "
 
Feride'nin dedesinin anneannesine duyduğu saygı ve özlemde takdir-e şayan. Tıpkı annesinin babasına duyduğu saygı ve sevgi gibi.
 
"Birileri gidecek diğerleri gelecek; hayat bu, insanlar bu yüzden  yaşıyor , kaybedilenin hüznü yeni gelenin heyecanıyla buğulandığı için. İnsan sevdiklerini unutmasa da onlarsız yaşamaya alışıyor. Kitap okurken hüzünlü bir aşk öyküsü dinlerken gözleri doluyor. "
 
"Çocukluk arkadaşları farklıdır, onlarla istediğin gibi konuşursun, sonradan kazanılan arkadaşlar güçlü olmaz, bitebilir. "
 
Yine kitapta güçlü ve sıradışı bir kişilik olarak karşımıza çıkan Feride'nin torunu Şirin'in hayatını okurken aile ile ilgili çok güzel mesajlar vermiş yazarımız. Bana göre kitapta çok fazla altı çizilesi cümle vardı. Çok etkileyici ve anlamlı bir kitap olmuş. Az buz değil can-ı gönülden beğendim.
 
" Annelik bu olmalı, bedeninde büyüttüğün bir varlığı olduğu gibi kabullenmek, acılarını ve sevinçlerini yüreğinde yaşayabilmek ,karşı çıkmadan sevebilmek, egolarını unutup ana olabilmek. "
 
 
"Gönül farklıdır, insan bazen kötü bir erkeği de sevebilir,
gönül ilişkilerinde kural yoktur."
 
 
Ülke ve yönetim şekli değişikliklerinin insanlar ve aileler üzerinde ne kadar etkili olduğuna dair güzel bir roman. Sadece ülkemizden değil dönemin Avrupasındaki aile yaşamındanda kesitler sunuyor. Çok değerli insanlarla ilgili güzel anekdotlarda var. Atatürk ve Sait Faik gibi.
 
Tavsiyemdir okuyun derim ...
Tulpar Yayıncılık güzel bir esere imza atmış.
 
 
 


17 Ağustos 2015 Pazartesi

Askerin Karısı & Margaret Leroy

 
Askerin Karısı & Margaret Leroy
 
 
Çoktandır aklımda olan merak ettiğim bir kitaptı .Bir çırpıda da okudum. Her ne kadar editasyonu biraz problemlide olsa...
 
İkinci Dünya Savaşı hikayeleri her daim ilgimi çekmiştir nitekim tarih öğretmeniyim :) Bu kitapta da eşi savaşa giden bir kadının yaşam mücadelesi anlatılıyor.
 
İkinci Dünya Savaşı sırasında İngiltere'ye bağlı olan Guernsey adlı ada Almanya'nın işgali altındadır. İnsanların bir kısmı kaçarak Londra'ya gitmiş kalanlar ise yoklukla mücadele etmektedir. Kitabın ana kahramanı Vivienne iki kızı ve kayınvalidesi ile yaşamaya çalışır. Ve savaş ortamında da olsa aşk kapısını çalar...
 
Savaşın acımasızlığını, masumların; en çokta çocukların nasıl etkilendiğini gözler önüne seriyor yazar. Bir annenin çocuklarının karnını doyurmak için yaptığı fedakarlıkları okurken gözlerim doldu. Yaşadığı ahlaki ikilemler ise bir hayli düşündürücü.
Eşine olan yoğun kırgınlığı elbette etkiliydi. Evliliği süresince hiç mutlu olmayan, sürekli ihmal edilen bir kadının aşkla ve ilgiyle ilk tanışması idi  aslında karşı koyamadıkları.
 
Gunther'e üzüldüm ben en çok... Max'ı çok sevdim, gerçek bir dostmuş.
 
Vivienne'nin eşi hiç umrumda olmadı haketmişti çünkü. Çokta kızgınım hem anneni bırak savaşa git ,onca yaptığından sonra eşin baksın.. Gitmedende yemediği nane kalmamış :)
 
Keşke Gunther dönseydi de Vivienne'nin eşi dönmeseydi dedim...
 
Dönem romanı okumak isteyenler bence bir şans vermeli ...
 

15 Ağustos 2015 Cumartesi

LONDRA CADDESİ & SAMANTHA YOUNG

 
 
 
Kitap Adı ; LONDRA CADDESİ
Özgün Adı ; Down London Road
Yazarı ; Samantha Young
Yayınevi ; DEX PLUS
Çeviri; Aslı Dağlı
Sayfa Sayısı ; 467
Basım Yılı ; 2015
 
 
Selammmm....
Sıcak mı sıcak bir yaz günü sımsıcak bir kitap bitirdim. Dublin Caddesi'nden sonra merakla beklediğim Londra Caddesi yine aşkla kavurdu geçti.
 
Bayıldım bu İskoçlara . İlk kitabı okuduğumda  yaşadığım Braden hayranlığım bu kitabı okumamda çok etkili oldu . Joss ve Braden'in ardından Cameron ve Jo'nun aşkını okudum. Baştan söyleyeyim ben hala Bradenciyim :)
 
Babası ile yaşadıkları kötü geçmişten kaçarak annesi ve erkek kardeşi ile yaşayan Jo barda çalışmaktadır.
Annesi alkolik olduğu için evde sürekli yaşanan sorunları vardır.Evin ve erkek kardeşinin tüm bakımını üstlenen, çok çalışan Jo'nun yaşamı Cam ile karşılaşınca allak bullak olur...
Sonrası aşk ateşi :))
 
Jo'nun kardeşine olan bağlılığı ve ona anne edası ile yaklaşımı, onu yetiştirmeye çalışması, her şeye rağmen annesine sahip çıkışı insanı gerçekten etkiliyor. Kendisi için değil her şey kardeşi için. Öncelikleri tamamen kardeşine odaklanmış durumda.
Babası ile yaşadıklarını okudukça çocukluğun ve aile bağlarının ne kadar önemli olduğunu durup durup düşünüyor insan. Darp unsuru her toplumda var ve geleceğe bakışı ve insanlara güveni de bir hayli etkiliyor.
 
" Bazı insanlar bir aile ile doğar, bazıları ise kendilerine bir aile kurmak zorundadır. "
 
Oldukça etkileyici, aileye duyulan özlemi anlatan bir cümle bu , sayfa 442 de geçen.
 
Ve etkilendiğim diğer iki cümle...
 
"Sanırım bir insanı gerçekten tanımakla ilgili en büyük sorun bu. O insanın tüm hassas noktalarını öğreniyor ve ne yazık ki kavga ederken bunlara basıyoruz . "
 
"Çocuğun kişiliği şekillenirken annesinin ve babasının ona durmadan ne kadar değersiz olduğunu söylemesi çocuğun buna inanmasına neden oluyordu . " 
 
Her ne kadar aşırı seksi olarak lanse edilsede ve öyle olsada içinde yoğun bir aile dramıda mevcut... Kısım kısım gülüyor olsamda bazı paragraflarda Jo'nun yaşamının zorluğu beni üzdü.
 
Barda yeşeren bir aşktı onların ki  :)))
 
Teşekkürler Dex Plus

13 Ağustos 2015 Perşembe

Askerin Karısı & Margaret Leroy

 
 
 
 
Kitap Adı ; Askerin Karısı
Yazar; Margaret Leroy
Çevirmen ; Meryem Karadağ
Yayınevi ;Olimpos Yayınları
Sayfa Sayısı; 448
Basım Yılı ;2015
 
 

#OLİMPOSYAYINLARI
 
İkinci Dünya Savaşı sırasında İngiltere'ye bağlı işgal altındaki Guernsey'de yaşananlar, aşk ve savaş hakkında nefes kesici bir hikâye.
Channel Adaları, Guernsey 1940
Naziler Cherbourg'u bombalıyor. Vivienne ise onlar evine yaklaştıkça pek çok fedakârlıklara göğüs germesi gerekeceğinin farkında. Ne yazık ki yalnız kendisi için değil: iki genç kızı ve savaşta çarpışan eşinin annesi için de... Ta ki hemen yanlarındaki eve yerleşen gizemli bir Alman askeriyle tanışana kadar.
"Leroy'un güzelce yorumladığı hikâyesi savaş zamanında normal bir hayata duyulan özlemin güvensizliği nasıl alt edeceğini, kısa bir an için bile olsa ortak görüşleri açığa çıkarabileceğini anlatıyor. Şiddetle tavsiye ediyoruz." -Library Journal'ın yıldızlı yorumu
 "Leroy, savaşın ağza alınmayacak kadar korkunç zulümleriyle örülü, son derece duygulu bir aşk hikâyesi yazmış." -Booklist
 "Leroy, savaştan korkunç manzaralar çizerken dönemi ve izole edilmiş Guernsey'i tutkuyla portreliyor." -Publishers Weekly
 "Askerin Karısı bütün zevklere hitap ediyor: yasak aşk, aile bağları, acı dolu ahlaki ikilemler ve anneliğin ağır sorumlulukları." -Washington Post
(Tanıtım Bülteninden)


11 Ağustos 2015 Salı

sevgi-Aşkın En Güzel Çiçeği & OSHO

 
 

 
 
sevgi-Aşkın En Güzel Çiçeği & OSHO
 
 
            Yayınevi; Ganj Yayıncılık
Çevirmen;Sangeet
Sayfa Sayısı ; 215
Basım Yılı ; 2015
 
 
Sevgi korkusuzluğun ifadesidir. Sevdiğin zaman korku kaybolur, sevdiğin zaman korku yoktur. Birini seversen korku kaybolur, ne kadar çok seversen korku o kadar kaybolur. Bütünüyle seversen korku mutlak şekilde yoktur. Korku sadece sen sevmediğinde ortaya çıkar. Korku sevginin yokluğudur, kanun sevginin yokluğudur.
Sevgi korunmasızdır, kanun ise savunmaya yönelik bir düzenlemedir. Birisini sevdiğinde yasadan bahsetmezsin. Sevdiğinde yasa kaybolur çünkü sevgi nihai yasadır. Onun başka hiçbir kanuna ihtiyacı yoktur, o kendi başına yeterlidir ve sevgi seni koruduğunda başka hiçbir korunmaya ihtiyaç duymazsın.