24 Mayıs 2016 Salı

Tarihte İstanbul Esnafı & Reşad Ekrem Koçu






KİTAP ADI ; Tarihte İstanbul Esnafı
YAZAR; Reşad Ekrem Koçu
YAYINEVİ; Doğan Kitap
Sayfa Sayısı ; 256
BASIM YILI ; 2016


Reşad Ekrem'in dilinde tarih gerçek hayattan daha canlı, daha güzel, daha büyülü…
Dört başı mamur bir İstanbul esnaf tarihi: Çengilerden berberlere, çiçekçilere, esircilere, bakkallara, çöpçülere, dilencilere, arabacılara, bekçilere, cellatlara varıncaya kadar bütün İstanbul esnafı... Gedik, hirfet, tarik, lonca, lonca piri, esnaf nizamı, sandık, çarşı, esnaf kıyafetleri, çırak çıkarma, peştamal kuşatma, narh defterleri, esnaf teftişi ve cezalar, orduyla beraber sefere çıkan esnafın düzenlediği ordu alayı, saray düğünlerinde esnaf alayları ve esnafın düğün hediyeleri, sofa tezkereleri, bekâr hanları, bekâr odaları, esnaf civanları, şehrengizler, esnaf türküleri ve kantoları...

Ve daha nice ilginç bilgi Tarihte İstanbul Esnafı'nda.

"Uzun yıllar öncesine dönüyorum ve Murat Reis'in Oğlu'nu okumaya başlıyorum. Büyük bir hayranlıkla okuduğum bu roman uçsuz bucaksız denizlerden geçip giderek bana Osmanlı tarihini sevdiriyor. Yazarı Reşad Ekrem Koçu, Osmanlı tarihini 'bugünde yaşatan' mucizevi, görkemli bir yazar! Reşad Ekrem'in eşsiz eseriyle dostluğum artık hep sürecek, herhalde ölünceye kadar…"
-Selim İleri-

"20. yüzyılın başında şehrin hüzünle yaraladığı ve şehrin hüzünlü ama tamamlanmamış bir imgesini yaratan o özel ruhlardan biridir Reşad Ekrem Koçu."
-Orhan Pamuk-

Reşad Ekrem Koçu & Tarihten Hikâyeler Kızlarağasının Piçi







KİTAP ADI ; Tarihten Hikâyeler Kızlarağasının Piçi
YAZAR; Reşad Ekrem Koçu
Yayınevi; Doğan Kitap
Sayfa Sayısı; 72
Basım Yılı ; 2016

Reşad Ekrem'in dilinde tarih gerçek hayattan daha canlı, daha güzel, daha büyülü…
Kızlarağası Sünbül Ağa'nın Sultan İbrahim'e sunduğu Gürcü dilberi Zafire'nin oğlu Osman'ın başına neler geldi? Haremin civarındaki ağaçlar neden kesildi? Abaza Mehmed Paşa ne yaptı da IV. Murad'ın bile taklit ettiği bir "moda ikonu" oldu? Saray baltacılarından Deli Hüseyin'in, İran elçisinin hediyesi "katı yay"la başlayan Osmanlı tarzı "başarı öyküsü". İstanbul gümrüklerinin kadın mültezimi Ester Kira'nın hazineye verdiği kalp akçeler nelere yol açtı? Gemici mahallesi Kasımpaşa fetihle başlayan tarihi boyunca neler gördü? Bütün bu meraklı soruların cevapları Reşad Ekrem Koçu'nun renkli kaleminden Kızlarağası'nın Piçi'nde.

"Uzun yıllar öncesine dönüyorum ve Murat Reis'in Oğlu'nu okumaya başlıyorum. Büyük bir hayranlıkla okuduğum bu roman uçsuz bucaksız denizlerden geçip giderek bana Osmanlı tarihini sevdiriyor. Yazarı Reşad Ekrem Koçu, Osmanlı tarihini 'bugünde yaşatan' mucizevi, görkemli bir yazar! Reşad Ekrem'in eşsiz eseriyle dostluğum artık hep sürecek, herhalde ölünceye kadar…"
-Selim İleri-

"20. yüzyılın başında şehrin hüzünle yaraladığı ve şehrin hüzünlü ama tamamlanmamış bir imgesini yaratan o özel ruhlardan biridir Reşad Ekrem Koçu."
-Orhan Pamuk -




Osmanlı Cadısı & Barış Müstecaplıoğlu




"Ödüllerle ve şöhretli işimiz yok " diye başını iki yana salladı Gül Hanım. " Bir şeyi değerli kılan nadir olmasıdır Kemal Bey. Herkes kolayca ulaşabilirse bir kıymeti kalmaz. "



Selam.
Bu gün günlerden #doğankitap.
Bahsetmek istediğim kitap ise bir hayli ses getiren Osmanlı Cadısı...

Adıyla ilgimi çeken ve okudukça beni içine hapseden bu sıra dışı kitabı beğeni ile okudum.
Yazarı ile tanışmam bu kitap ile oldu ve cümlelerin derinliği beni etkiledi. 268 sayfa ve her sayfası bir diğer sayfayı çevirmeye teşvik ediyor insanı.
Kitap geçmiş ile geleceği harmanlamış ve muazzam bir örüntü eşliğinde bizlere sunmuş ...Gözlerimin önünde ise arz-ı endam eyleyen semazenler kaldı okuyunca.

Bir yanda Osmanlı sularında sefere çıkan Haymanalı Süleyman Paşa diğer yanda İstanbul Şehir Cumhuriyeti’nin iki yüz katlı mega kulelerinden birinde yaşayan özel dedektif Kemal ...
Bir yanda Süleyman Paşa'nın İdaresindeki Şahmeran kalyonunun sulara gömüldüğü büyük bir fırtınanın ardında himaye ettiği Ayşe ve onu saklayan Mevlevi dergahı diğer yanda Dedektif Kemal'in dinmeyen ağrılarına çözüm arayışı ve Neşe'si ...
Bir yanda İstanbul Şehir Cumhuriyetinde uçan arabalarla, robotlarla ve üstün teknoloji ile birlikteyken diğer yanda Mevlevi dergahına gidip huşu içinde dinlendiriyorsunuz ruhunuzu.
Her şey Dedektif Kemal'in küme baş ağrılarına çözüm bulacağını teklif eden Gül Hanım'ın önerisi ile başlıyor. Gül Hanım ve onun açtığı sorunlar, beraberinde gelen heyecan dolu günler..
Kitap şaşırtıcı bir şekilde ilerliyor ve eksik parçalar beklemedik noktalarda birleşip bir bütün oluyor...
Beni en çok etkileyen kısım ise Ayşe'nin Osmanlı sularına geliş şekli idi...


 Bu aralar farklı bir şeyler okumak isterseniz tavsiye ederim.


İtiraflar & Kanae Minato






KİTAP ADI ; İtiraflar
YAZAR ; Kanae Minato
ÇEVİRMEN; Begüm Kovulmaz
YAYINEVİ; Doğan Kitap
SAYFA SAYISI ; 192
BASIM YILI ; 2016


İtiraflar, gerçek hayatın atari salonlarında oynanan vahşi oyunlardan çok daha acımasız olduğunun kanıtı.
İtiraflar, kara, sessiz, irkiltici, acımasız bir intikam öyküsü… Minato'nun, bağırıp çağırmayan, bir akarsu dinginliğinde akan satırları, öğretmen Yuko Moriguçi'nin, dört yaşındaki kızını öldüren iki ortaokul öğrencisinden aldığı intikamın dehşetini yansıtıyor. İtiraflar'ı okurken çocukluk, masumiyet, eğitim üzerine düşüncelerinizi gözden geçirip Kanae Minato'nun aile, sistem, teknoloji, şiddet ve tüketim kültürüyle çepeçevre sarılan hayatlarımızın orta yerine attığı sorularla cebelleşeceksiniz.




Osmanlı Cadısı & Barış Müstecaplıoğlu







KİTAP ADI ; Osmanlı Cadısı
YAZAR ; Barış Müstecaplıoğlu
YAYINEVİ ; Doğan Kitap
SAYFA SAYISI ;268
BASKI YILI ; 2016
DİLİ; TÜRKÇE
TÜRÜ; Bilim kurgu-Distopya





Barış Müstecaplıoğlu Osmanlı Cadısı'nda uçan arabalarla leventleri, robotlarla semazenleri sıra dışı bir kurguda ustalıkla buluşturuyor.

Osmanlı sularında sefere çıkan Haymanalı Süleyman Paşa denizin ortasında büyüleyici güzellikte bir kız bulur. İdaresindeki Şahmeran kalyonunun sulara gömüldüğü büyük bir fırtınanın sonunda sadece ikisi hayatta kalır. Paşanın Ayşe adını verdiği ve giderek tutkuyla bağlandığı bu kızı korumasının tek yolu onu bir Mevlevi dergâhında saklamaktır. Ama gizem ve sürprizlerle dolu Ayşe burada güvende olacak mıdır?

İstanbul Şehir Cumhuriyeti'nin iki yüz katlı mega kulelerinden birinde yaşayan özel dedektif Kemal hayatını cehenneme çeviren sıra dışı bir hastalıktan mustariptir. Bir gün kapısına gelen varlıklı bir müşteri, isteklerini yerine getirdiği takdirde onu bu illetten kurtarabileceğini söyler. Kemal'in bir cinayeti çözmek için yeraltındaki İstanbul Eşitlik Hareketi'ne sızması gerekmektedir.




2 Mart 2016 Çarşamba

KIZLARIMA NOTLAR & Ahter Kutadgu

 
 
 
 
 
 
 
 
 
Selam...
 
Bu gün size anlatmak istediğim kitap " baba eli değmiş " gibi .. Sımsıcak, samimi ve güvenilir.
Ahter Kutadgu; üç kız babası, aydın bir hukukçu ve iletişim uzmanı ...Notlarından da insan ilişkilerinde ve hayata bakışındaki adil yanını görebiliyorsunuz. Satırlarda hissediyorsunuz dürüstlük ve her daim çalışkan olmanın sırlarını.. Ve bu sırrın menbağının aileden, atadan geldiğini de okuyorsunuz.
 
Kitabın kapağı oldukça sade ve güzel .Kapaktaki üç kuş sanırım kızlarını temsil ediyor. Yani ben öyle hissettim. Beni asıl cezbeden arka kapaktaki yazarın okuyucuya seslenmesi kısmı idi..
Diyor ki Ahter Bey ;Sizce arkadaş olabilir miyiz? Ben hazırım ..Şimdiye kadar en yakınlarımla paylaştığım duygularımı yazdım .İlginç bir yaklaşım ve güzel bir yaklaşım aynı zamanda ..Beni kitaba davet eden bir arka kapak yazısı idi ...
 
Yazar, hayat boyu deneyimlediklerini aktarmış notlar halinde .Ne güzel bir armağandır bu bir evlat için. Hele ki kız çocuklar için. Okurken inanılmaz zevk aldım çünkü etrafımızda bu denli içten ve samimi olarak deneyimlerini anlatanları görmüyoruz. Hep bir ben yaptım edası, hep bir böbürlenme.. Makamın ve rütbenin insanlıktan önde gittiği çevrelerde yaşadım, yaşıyorum. O yüzden böylesi samimiyet beni sahiden duygulandırıyor. Hele ki babasını kaybetmiş bir kız çocuğu olarak .
 
Kitapta Ahter Bey çevresindeki insanlarında hayata dair deneyimlerine yer vermiş. Güzel satırlardı, hayata dair renkli anılar ve yaşanmışlıklar.
 
Kitabın son kısmında beğendiği özlü sözlere yer vermiş, belki kendine mihmandar olarak aldığı sözlerdi. Hiç duymadığım sözler vardı not aldım onları..
 
Başarıya doğru giderken yanında her daim olan ailesine ve kızlarına bağlılığı kitap boyunca kendini hissettiriyor. Olaylara bakış açısı ve yetiştirilme tarzı  -eski İstanbul ailesi olarak nitelendirebileceğim bir ailenin ferdi olarak-  laik ve Atatürkçü bir kuşağın adeta bize seslenişi..
Uyanın diyor biat kültürünün esiri olmayın! Aklı ve vicdanı hür olarak devam edin yaşamınıza ! Olumsuzlukları sistemsizliğinize bağlayın dış mihraklara değilde diyor.. Her konudan çıkarılacak çok güzel mesajlar var.
Ölüm mesajı beni çok etkiledi oturdum yazdım mesela bende..Yazarkende duygulandım eksikliklerime ve ne olmam gerekirken nerede olduğuma baktım açıkçası..
Ben çok şey öğrendim ve okudukçada öğrenmeye devam edeceğim aslında..
 
Tavsiye ederim. Hayata dair size ışık saçabilecek çok güzel tavsiyeler mevcut kitapta..
Dilerim kendisinden ilerleyen zamanlarda başka satırlarda okuruz..


BİZ O ZAMANLAR baaçede oynardık & ayçE ayyıldız

 
 
 
 
 
 
BİZ O ZAMANLAR baaçede oynardık & ayçE ayyıldız
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Merhaba,
 Uzun zamandan beri beni alıp anılarıma, geçmişime götüren  bir kitap okumamış idim.. Çok iyi oldu pek iyi oldu . Özümü hatırladım. Doğduğum, büyüdüğüm yerleri dahası karnımı doyurduğum sofraları hatırladım. Özlem mi onu hiç sormayın ..Burnumun direği sızlarcasına ..Hani gitsem giderim ama gidip te bulamayacak olduklarıma avuçlar dolusu dua yolladım ta bizim evden ..
 
 
Kitabın ismi oldukça dikkat çekici idi" baaçede oynardık" derken yazar çocukken ki söyleyişi ile seslenmiş bize..
 
Kadıköyde 1971 de başlamış yazarımızın çocukluğu akabinde hatırladığı yıllara yönelik anılarını aktarmış. Öyle sıcak öylesine samimi ki, Zonguldak ta değil de sanki İstanbulda aynı mahallede arkadaştık diyeceğim.
70 lerde 80 lerde çocuk olmaya ilişkin anılar var kitapta.. Benim jenerasyonun özlemle anımsadığı için, çocuklarımıza ise nostalji olarak güzel geldiği için mutlaka okunmalı.. Her şeyin değer buluşu adına ,nereden nereye geldiğimizin anlaşılması adına okunmalı..
 
Ayçe Hanım yazdıklarında o kadar içten ki sanki karşınızda size o günleri anlatırcasına, bazen birlikte gülümsedim onunla çilek yerken bazen de birlikte ağladım hiç erik yiyemeyişine..
10 Kasımlarda birlikte kasımpatı toplamışız farklı şehirlerde olsakta, bayramlarda annemize aynı anda kıyafet dikimi için prova yaptırmışız sanki..
 
Güzel ülkemin güzel ailelerinde hep aynı hayat hüküm sürmüş belli ki . Abla eşliğinde bahçede oyun oynamışız.. Ha evin bakkal elçisi de bendim ondan daha bir yakınlık kurdum kendimle..
 
İstanbul ,Zonguldak ,Ankara hiç farketmemiş biz vatanını, milletini seven; ailesine, manevi değerlerine saygılı ,Ata'sına sahip çıkan nesiller olarak yetişmişiz ülkemizin güzel şehirlerinde..
Şimdi Kadıköy daha anlamlı gelecek eminim gezinirken..
 
Yıllar yılı zihnimin en güzel yerlerinde, sandıklar içindeki anılarım su yüzüne çıktı okurken. Şimdi hayatta olmayan komşu teyzelerin sesleri kulağımda çınlıyor , rahmetli bakkal amcamı özlemişim farkında değilim.. Ya yoğurtçudan yoğurt aldığımız yeşil plastik kabı onu bile özlemişim..
Zillerine basıp kaçtığımız komşularımız keşke hayatta olsanız söz rahatsız etmezdim sizi diyesim geldi.
 
Keşke bayram olsa ; Babam alışveriş filesi ile gelse yeniden.. Ayakkabımla uyuduğum bir bayram sabahına uyansam.. Annem yine elbise dikse.. Keşke halamlara gitsem yine ;sen yine ye kuzucum ben sana koyarım dese.. Ah  Halam benim ne çok özledim seni ...
 Aslında 1 günde okudum ama yazamadım klavye fazlaca ıslandı bıraktım iki seferde de olsun yine ıslak.. Bilirim gidenler dönmez gittiği yerden..
 
Harika bir kitap olmuş çok duygulanarak okudum, tavsiye ederim