22 Şubat 2016 Pazartesi

kırık dökük & DAWN BARKER

 
 
 
KIRIK DÖKÜK  & DAWN BARKER
 
 
 
 
Son günlerde beni derinden yaralayan ve etkileyen bir kitap "kırık dökük " ...
Arka kapak yazısından çok etkilenmiştim bir anne olarak . Doğum sonrası psikozundan etkilenen bir anne ve dağılan bir aileye işaret ediyordu yorumlar. Kitap  bitmesin istedim okurken . Güzel bir psikolojik gerilim romanıydı bana göre.
 
 Kapak ve ayraç ise oldukça güzeldi. Ayraçtaki kırıklığın  ne anlama geldiğini kitabın sonlarında anlıyorsunuz.
 
Kitabın konusuna gelirsek ;
Tony işte iken annesinden telefon alır;annesi ona eşinin ve bebeklerinin evde olmadığını haber verir. Oysa evde olmaları gerekiyordur. Tony endişelenir ve eve gelir. Ardından polise kayıp ihbarı yapar. Olaylar bu şekilde başlar. Geriye dönerek Anna'nın hamileliği ve günümüzde yaşananlar olarak ilerliyor kitap.
 
Anna ve Tony mutlu bir evlilik yaşayan bir çifttir. Anna'nın hamileliğinin ve bir bebeğe sahip olacak olmanın heyecanı tüm aileyi sarmıştır. Anna doğum yapar ve oğulları Jack dünyaya gelir. Doğum Anna'yı çok sarsmış ve psikolojisini bozmuştur, sürekli kendini yetersiz ve depresif hissetmektedir. Her şeye tek başına yetişmeye çalışır, eşinden istediği desteği görmez, kayınvalidesinin yardım isteğini ise kabul etmez. Hep düzeleceğini düşünür ama bir düzelme söz konusu olmaz. Eşinin önerisi ile Dr'a gider fakat önerilen ilaçlarıda kullanmaya devam edemez. Ve o üzücü  gün yaşanır..
Anna bulunur ve psikiyatri servisinde tedavi altına alınır.. Mahkemeler, avukatlar, polis soruşturmaları yaşanır. Tüm aile ve dostları şok içinde ve çok üzgündürler. Tony ise bir çıkmazın içinde ne düşüneceğini bilemez bir haldedir. Her şeye rağmen Anna'ya saldırgan bir tutum izlemez ve yollarının ayrılması gerektiğini söyler.
 
 
 
Yazarın bir psikiyatrist oluşu kitaptaki tespitleri ve gözlemleri kusursuz yapmış ayrıca yazarın ilk kitabı imiş. Oldukça etkileyiciydi bana göre.
Doğum sonrası oldukça sıkıntılı günler geçiren bir anne ve ona destek olmak ister gibi gözüken ama bir türlü olamayan bir baba.Bu örnekler dünyanın her yerinde, her toplumda aynı demek ki...Baba işten yorgun gelir, çocuğu sever ve uyur. Anne çocuğun her ihtiyacını görecek olan birincil şahıstır. Bu arada annenin psikolojisinin ne denli etkilendiği hep kulak arkası edilir. Anne bu kitapta eğitimci, cahil bir insanda değil lakin hormonları daha baskın çıkıyor.
Anna'nın annesinin gelerek kızına destek oluşu ise oldukça önemli çünkü Anna yapayanlız kalmış durumda idi.
Tony'nin her şeye rağmen saygısını yitirmemesi ve anlamaya çalışması ..Eşine hasta gözüyle bakması ve acısını kalbine gömmesi ise takdir edilecek bir davranış işte buna her toplumda rastlanılmaz. Özelliklede bizim yaşadığımız coğrafya içinde bu önemli bir nokta.
 
Tavsiye olunur okuyun eminim çok etkileneceksiniz !


17 Şubat 2016 Çarşamba

SALDIRI & YASMINA KHADRA

 
 
 
 
SALDIRI & YASMINA KHADRA
 
 
Merhaba.. Destek Yayınları imzalı güzel bir kitaptan bahsedeceğim sizlere bu gün..
Kapağı kadar konusuda oldukça ilgi çekici ... Kitap hakkında araştırma yaptığımda - ki kapağındada yazıyor - 40 dile çevrilmiş,2012 de Holywood tarafından filme uyarlanmış olduğunu,bir çok ödül aldığını okudum.. Sevgili Yelda Cumalıoğlu'nun da kitapla ilgili düşüncelerini okumuştum..
 
Merak etmek için yeterince sebebim vardı yani ...
 
Konusuna kısaca değinecek olursak ;
Tel Avivde yaşayan Dr.EMİN ve eşi Siyem, görünürde mutlu ve sorunsuz bir evlilik yaşayan bir çifttir. Arap asıllı ve Müslüman olup İsrail vatandaşıdırlar. Yahudilerle birlikte huzurlu bir ortamda yaşam sürmektedirler.
Bir gün hastaneye restaurantta canlı bir bombanın sebep olduğu patlama nedeniyle yoğun bir yaralı akını gelir. Dr.Emin tüm gücüyle çalışmaktadır. Ta ki canlı bombanın eşi olduğunu öğrenene dek..
Yaşadığı büyük şok hayata dair inancını sarsar ve eşinin nasıl bir oluşuma girdiğini öğrenmek ve araştırmak için köklerinin olduğu bölgeye inceleme yapmaya gider..
 
Yıllarca görmediği pek çok akrabasının izini sürer, onları ziyaret eder.. Onların yaşantısını izlerken çocukluğuna ve gençliğine döner adeta...
 
Emin'i her şeye rağmen yalnız bırakmayan ve onu derinden seven Dr.arkadaşı Kim ise onun için çok üzülmekte ve onu yalnız bırakmamaya çalışmaktadır.
 
Emin kendi köyünde iken yaşanan bir patlama neticesinde yaralanır ve ruhunun yükseldiğini hisseder.. Kitap zaten bu patlama ile başlar ve geriye dönerek anlatır yaşananları...
 
Beni çok etkileyen ve beğendiğim bir kitap oldu.. Coğrafyayı ve yaşananları çok güzel anlattığını düşünüyorum.. İnsanların huzur içerisinde aynı topraklarda yaşayabilecekken birbirine nasıl düşman edildiğini ,Tanrı'nın bile bu kadar zalimlikten, ölümden sıkılmış olabileceğini söylüyor yazar..
15 senelik evlilikten sonra eşlerin birbirinden nasıl oluyorda bu derece farklı bir düşünceye saplanıp , bu derece acıya sebep olmasını üzülerek okuyorsunuz..
 Aileden birinin yapmış olduğu bir olay tüm aileye mal edilerek, insanların evlerinden, barklarından nasıl koparıldığını, o coğrafyada yaşanan yoklukların insanların düşünce sistemini nasıl etkilediğini okuyorsunuz ...
 
 
OKUYUN!!! inanın pişman olmayacaksınız
 
 
 
 
" Erkek adam ağlamaz diyen , insan olmanın ne ifade ettiğini bilmiyor demektir" demişti. "Utanacak bir şey yok, ağla oğlum. Gözyaşları sahip olabileceğimiz en asil şeydir ."
 
 
 
"Denize bakan, dünya dertlerine sırtını döner. Bir yerde, kendine başka bir yaşama sebebi bulur. "
 
 
" Her şeyini alabilirler, malını, mülkünü, en güzel yıllarını,tüm sevinçlerini ve tüm değerlerini, son gömleğine kadar her şeyini alabilirler.
Ancak elinden alınan dünyayı yeniden keşfetmek için hayallerin daima sende kalacaktır. "
 
 

 
 


13 Şubat 2016 Cumartesi

CANAN TAN & İZ

 
 
 
 


 
CANAN TAN & İZ
 
 
Merhaba ...
Canan Tan'dan güzel bir roman okudum bu hafta sonu.. Oldukça etkileyici bir baba-kız hikayesi idi.. Durdum ve düşündüm. Kendimle ilgilide hesaplaşmalar yapmama sebep oldu.
Babamı özledim birden ..Ve hayatta ölümden başka her şeyin yalan olduğuna bir kere daha kanaat getirdim..
İçimdeki kız çocuğu bir kere daha çırpındı baba diye ... Nasıl duygu yüklü satırlardı okuduklarım.. Etrafımda olanlar anladı ..
 
Canan Tan'ın şimdiye dek en çok etkilendiğim kitabı HASRET olmuştu .3 kez okumuştum onu ara ara.. Şimdi ikinci sıraya İZ yerleşti..
Öyle ki içimdeki kapanmayan yaralarımı su yüzüne çıkarırken kitaptaki tahliller; yanıtsız sorularıma da kapak oldu ...
 
Romanımızın baş kahramanı Avukat Verda'nın  babası ile olan ilişkisi konu edilmiş İZ de.
Anne ve babası Verda üniversiteye başlayacağı zaman ayrılmıştır.Annesi ile birlikte yaşayan ve bu süre zarfında annesinin yönlendirmesi, babasınında ilgisizliği ile içten içten babasına tepkili ve hırslı bir şekilde büyümüştür Verda. Babasının ayrılığın hemen akabinde aile dostları ile yaptığı evlilik ise iplerin kopmasına sebep olmuştur. Verda bu dönemde bambaşka biri haline gelerek farklı bir kimliğe bürünmüş  adeta etrafından intikam almaktadır .. MUZO ile yaşadığı arkadaşlık ve okulu astığı dönemler...
 
Anne Semra Hanım , aldatıldığını hissederek hem kendi depresif bir karakter olmuş hem de farkında olmadan kızının da erkeklere ve babasına olan güvenine büyük ölçüde zarar vermiştir.. Verda'nın yaptığı evlilik ise babasına duyduğu hasretin bir göstergesi olarak karşımıza çıkıyor zaten ...
 
Verda ve annesinin İstanbuldaki yaşamı birbirlerine tutunan iki kırık kalbin dayanışması adeta .. Ender zamanlarda babası ile görüşen Verda içinde hep öfkesinide beraberinde taşımıştır..
 
Baba Avukat Vedat Karacan'ın akıllarda soru işaretleri bırakan ölümü , Verda'nın geçmişine dönerek, yaşadıklarını hatırlaması ,tartması ve bir nevi iç hesaplaşmasına sebep olur.. Babasının elindeki son davayı üstlenerek babasının yaşadıklarına ulaşabilme isteği ile doludur..
 
Semra Hanım'ın kaybını okurken göz yaşlarım sel oldu aktı adeta ..
Kitaptaki sevmediğim karakter ise Verda'nın eşi Bülent oldu benim için.. Her ne kadar sonradan yaptığı hataları fark edip özür dilemeyi bilsede sevmedim ..Nasıl sevebilirdim ki o sözlerinden sonra..
 
Kitabın sonunda kayıplarına rağmen Verda'nın kazandığı yeni bir can .. yeni bir kan ise en sürpriz olan kısmıydı benim için.. Sevindim Verda adına ...
 
 
Soğuk gibi görünsede tek derdi ve içinde yanan sönmeyen ateşi olan evladına karşı hislerini gösteremeden giden Vedat Bey için çok üzüldüm.. Günümüzde bu tür yaşantılar çok var ve olmayada devam edecektir.
Aileler parçalansada anne ve baba olma halinin insanla ölüme dek gideceğine dair çok önemli mesajlar veriyor kitap.
Günümüzde artan boşanmalara ve evliliklerin bitişlerine, kopmalara dair çok güzel tesbitler var..
Tek çocuk olma haline dair yazdıkları düşünmeme sebep oldu kızım açısından..
 
Ayrıca Verda ve eşi Bülent'in gittiği Karadeniz Turu ile de yazar bölge ile ilgili çok güzel bilgiler vermiş bize.. Tıpkı Akyaka'yı tanıttığı gibi.. Seviyorum bu tip romanları ..Dopdolu oluyor ..
 
 
"Yanlış şartlandırmışlar bizi. Ergenlige geçişte beynimize kazıyorlar : Erkekler ağlamaz ! Erkekler ağlamaz , erkekler üşümez, uluorta duygularını açığa vurmaz erkek adam! İnsan değildir sanki erkek, duygularından arındırılmış , hayvan bile olamayan - hayvanlar da ağlar çünkü ! - garip bir yaratıktır ... Sonra da gelsin kalp krizleri, gelsin ani ölümler. Dışa vurulması engellenmiş ve bastırılmış duyguların katmerleşmiş zehrini nasıl taşıyacak beden ? "
 
Kitaptan güzel bir alıntı..
 
 
Demem o ki mutlaka okuyun.. Özelliklede babalarınıza erkek çocuklarınıza okutun.. Kadın okurlarda eşlerine hediye etsin ..Ve diyelim ki sevgimizi içimize değil evlatlarımıza direkt olarak akıtalım ....
 
 
 


11 Şubat 2016 Perşembe

LINGER & EDWARD FALLON

 
 
 
 
 
 
LINGER & EDWARD FALLON
 
 
Güzel bir polisiye, gerilim kitabını bitirmenin ürpertisini yaşıyorum dün geceden beri.. Hemen yazmak istemedim düşünmeye zamanım kalsın istedim..
 
Kitapla ilgili güzel yorumlar okumuştum ve haliyle merakta ettim.. Tess Gritsenn tavsiyeli birde ve de yayın sektörüne bomba gibi giren  #indigokitap imzalı . Eeee daha ne olsun dedim ve okudum .
 
Oldukça farklı bir konusu var, sürüklüyor insanı okurken.. Bölümler hızla akıp gidiyor bu yüzdende .
 
Konusu ise şöyle gelişir;
 
Dedektif Teğmen Kate Messenger , yeni devraldığı görevindeki ilk cinayet vakasını çözmek için iş başındadır.3 çocuklu bir aile ,köpekleri ile birlikte öldürülmüştür. Kate olay yerine gittiğinde eve izinsizce giren görme engelli ve dilsiz 11 yaşındaki Christopher ve yanındaki adama rastlar ...
 
Christopher ile karşılaşması bu şekilde başlar.. Chris özel bir çocuktur.. Konuşamamaktadır ve beyninden yolladığı simgeler ile Kate ile anlaşabilmektedir. Kate'nin de özel bir kadın olduğu bu şekilde ortaya çıkar.. Kate de annesini cinayete kurban vermiş bir dedektiftir.. Onunda geçmişi ile olan yüzleşmesi tekrar hayat bulacaktır.
Çocuğun yanındaki Weston'un da hayatı onlardan farklı değildir oda ailesini cinayete kurban vermiştir.
Chris'in sezgileri ile cinayet çözülür ama yaşananlar Kate açısından oldukça zordur.. Etrafındaki insanlara olan güvenini sorgulamaya başlar ..
 
Serinin devamını merakla bekliyor olacağım.. Kitap ters köşe yapıyor insanı.. Tahminlerimin hiç biri tutmadı diyebilirim.
 
Tavsiye ederim..Güzel bir gerilim romanı..Paranormal romanları seviyorsanız hele ki tam da size göre olabilir ...
 
 
 
"BİRLİKTE ÇALIŞTIĞIMIZ İNSANLARIN ASLINDA KİMLER OLDUĞUNU HİÇBİR ZAMAN TAM ANLAMIYLA BİLEMEYİZ.YA DA BU DURUM İÇİN, BİRLİKTE YAŞADIĞIMIZ İNSANLARINDA ."
 
 
.

13 Ocak 2016 Çarşamba

İki Yabancı Olmadan Önce & RENEE CARLINO

 
 
 
 
İki Yabancı Olmadan Önce & RENEE CARLINO
 
 
 
 
 
 
Selam....
Yağmurlu ve serin Ankara günlerinde içimi ısıtan bir kitap okudum.. Bir duygu selinde savrulduğum ve elimi peçeteye attığımda doğrudur.. Yani demem o ki beni ve gözlerimi çok etkileyen bir kitap oldu.
 
Bir süredir okumak için baş ucumda beklettiğim kitabı nihayet bitirdim. Kapağı oldukça hoş ve insanı içine sokan cinstendi.. Renkleri beni cezbetmişti.. Yorumlarda güzel olunca okumak için sabırsızlanıyordum.
Redaksiyonda biraz sıkıntı vardı kulağımı tırmalamadı değil yer yer.. Ama kitabın kurgusu bunu örtmek için yeterliydi diye düşünüyorum.
 
Kitap farklı iki karakterin ağzından anlatılmış ve anlatılırken birbirlerinin devamı şeklinde ilerlemiş. Bu yüzden kopukluk yoktu ve buda akıcılığı artırıyordu. Her bölüme verilen isimler ise oldukça hoş idi.
 
Aşk romanlarını seviyor iseniz mutlaka okuyun.. Konu sıradan gibi gözüksede kesinlikle çok güzel kaleme alınmış ve aynı anda hem gülüyor hemde gözyaşlarınızı harakete geçirebiliyor.
 
Kısaca konudan bahsetmek gerekir ise;
 
Ünlü bir fotoğrafçı olan Matt, metro istasyonunda 15 yıldır haber alamadığı ve asla unutamadığı aşkı Grace ile karşılaşır..Grace'ye ulaşmak için internette kayıplar aranıyor sitesine mesaj bırakır ve mesaj bir şekilde Grace'ye ulaşır. Grace ve Matt iletişim kurar ve günümüzden 15 yıl öncesine geri dönerek ilişkileri anlatılmaya başlanır..
 
Tanışmaları, okul yılları ve aileleri ile ilgili bölümler oldukça hoş anlatılmış.. Adeta sizde kendinizi o öğrenci evinde sanıyorsunuz okurken..
Nasıl ayrıldıkları ve bunların sebepleri ile günümüzde yüzleşmeleri..Ve Matt'in karşılaştığı büyük sürpriz...
 
15 yıl sonra karşılaşan iki eski sevgili.. Aşkın sonsuzluğunu düşündürüyor insana..
AŞK HİÇ BİTER Mİ ? sorusunu soruyor insan kendine..
 
Ve diyorum ki SENİ  SEVMİYORUM  ELIZABETH :))))))))
Okuyun görün eminim sizde sevmeyeceksiniz onu :)
 
 
 
 " Şimdiki zaman bize aittir. Tam da şu anda, içinde bulunduğumuz zaman bizimdir. Bu evrenin bize sunduğu yegane ödüldür. "
 
" Şiir sadece hayatın bir delilidir. Hayatınız iyi yanıyorsa şiir sadece  küldür."
 
"Bazen tek duymak istediğimiz iyi bir anne, arkadaş, evlat yada eş olduğumuz değil midir ? "
 


7 Ocak 2016 Perşembe

LEO & Mia Sheridan

 
 
 
 
LEO & Mia Sheridan
 
 
 
 
 
Merhaba...
 
Yıla gayet güzel kitaplar ile başladım. Leo yılın 3.kitabı oldu...285 sayfalık bir kitap ama çok çok güzeldi benim için. Nasıl uzatıp okuyacağımı şaşırdım.3 günde okudum daha fazla uzatamadım şahsen.
Yazarın BAŞKA DİLDE AŞK adlı kitabınıda okumuştum ama ben Leo'yu daha çok sevdim. Kapağına ise bayılmıştım zaten.. Okudum ve rahatladım :)) Sizde okuyun ve aşk adına güzel satırları yerleştirin zihninize.
 
 
Leo ve Evie koruyucu aile yanında iken tanışan , zamanla dostluları aşka dönüşen iki ergen idi. Leo, gün gelip evlat edinildiğinde giderken onu arayacağına dair Evie'ye söz verir ve 18 yaşında ise geri dönerek birlikte olacaklarına söyler. Evie, Leo'dan bir daha haber alamaz ve onu hiç unutamaz.
 
 
Aradan geçen 8 yılda Evie, bir işe girmiş hayatını idame ettirmiş ve Leo'yu hiç unutmamıştır. Bu arada Evie'nin karşısına Leo'yu tanıdığını söyleyen Jake çıkar ve Evie ile aralarındaki duygusal bağ hızla gelişmeye başlar...Sonra neler mi yaşanır bu kısmı okumanız gerekiyor çünkü ne dersem spoiler olacak bundan sonrası..
 
Olaylar günümüz ve 8 yıl öncesine giderek ikili şekilde anlatılıyor kitapta. Oldukça akıcı ve duygusal satırlar okuyorsunuz. Zaman zaman gülümsesem de özlerim dolu dolu okudum gerçekten.
 
Özellikle koruyucu aile yanında çocukların yaşadıkları beni gerçekten kahretti.. Pedofili konusuna değinilmiş.. Üvey anne ve babaların yaşattıkları ile uyuşturucunun insanlara neler yaptırdığını da gözler önüne seriyor. Almak isteyen için oldukça dolu bir kitap ve bir yığın mesaj var kitabın içerisinde..
 
Arkadaşlık ve dostluğun ne denli önemli olduğuna da dikkat çekiyor. Ve hep söylediğimiz "Arkadaşlar seçilmiş ailelerdir." sözü dile getiriliyor..
 
Tavsiye ederim efendim dopdolu bir kitap ...
 
 
 
 
 
 
"Geçmişi bırakmak acı verici olabilir ama  ya ondan kaçıp kendini hissizleştirir ya da bundan dersini alırsın."
 
 
" Neden bilinçli olarak acımasız davranan her insan kendisinin gerekli bir dobralıkta bulunarak mükemmel bir örnek olduğunu sanıyordu ki ? "
 
 
"Şimdi hayatta birçok yolun olduğunun farkına varıyorum. Bazılarını seçeriz, bazıları ise bizim için seçilir."
 
 
 
 
Kitabın orijinal kapağı bu.. Ama ben bizim ülkemizdeki kapağını daha çok beğendim :)))
 
 


5 Ocak 2016 Salı

Kâğıttan Kalpler & COURTNEY WALSH

 
 
 
 
Kâğıttan Kalpler & COURTNEY WALSH
 
 
 
 
 
 
Belki de yok olan hayaliniz
sizi mutluluğa götürecektir ...
 
Merhaba 2016 'nın ikinci kitabını okudum ve içim kıpır kıpır.. Ruhum gençleşti adeta okuduktan sonra..
 
Arkadya Yayınları'nın son çıkardığı kitap.. Ve diğer kitaplar gibi rengarenk, iç açıcı, harika bir kapağı var ..  Oku beni oku beni diyordu adeta..
 
Bayılarak okudum kitabı.. Elimden bırakmak istemedim adeta.. 2016'ya güzel bir başlangıç yapmak istiyorsanız kesinlikle sizde benim gibi yapın.. En kısa zamanda okuyun diyorum...
 
Hikayemiz bir kasaba hikayesi.. Sımsıcak ilişkiler tabiki buda insanların iç içe olduğu anlamına geliyor .
 
Aşıklar Parkı adı verilen bölgede ,babasından ona kalan kitapçıyı işleten ve halen aşktan uzak durmaya çalışan Abigail  ve onu aşkla tanıştırmayı kendilerine vazife edinen bir grup kasaba sakini bayanı tanıyorsunuz.. Oldukça espirili ve kahkaha attıran diyaloglarına şahit oluyorsunuz.. Ben en çok sivri dilli Ursula'yı sevdim mesela :)
 
Abigail, sütten ağzı yanmış yoğurdu üfleyerek yemek isteyen bir cinsten.. Hatta yoğurt yemekten bile vazgeçmiş :) Annesi ve kız kardeşi ile zaman zaman sürtüşen yaşı 30 a gelen hoş bir bayan. Tüm hayatını kitapçısına adamış...
 
Kasabaya gelerek Abigail'in kitapçısınında içinde olduğu binayı satın adan DR.JACOB ise kızı ile birlikte kasabaya yerleşir ve olaylar burada ivme kazanır.
Dr'un geçmişinde neler saklı ? Dr ve Abigail arasında nasıl bir bağ kurulacak?
 
Dr'u inanılmaz sevdim.. Oldukça duygusal bir insan.. Yaşadıkları beni bir hayli etkiledi.. Sevdiklerine olan bağlılığı.. Öyle bir sahne vardı ki ağlamamak mümkün değil dedim orayı okurken..
 
Kitaba adını veren Kağıttan Kalpler ise büyük bir aşk ve bağlılığın simgesi.. Oldukça güzel bir ifade ediş şekli..
 
Kitap oldukça akıcı ve samimi.. Kendimi o kasabada yaşıyor gibi hissettim. Abigail'in NOOK KİTAPEVİ 'ne gitmeyi ve onun meşhur kahvesini tatmak istedim.. Bende kavanoza kağıttan bir kalp bırakmak istedim...
Çok etkilendim.. Kesinlikle okunmalı...
 
 
 




 " En iyi aşk hikayeleri bile kusurludur, affedişler içerir ve zordur; ama er ya da geç mutluluğa ulaşırlar. Bir hikayeyi aşk hikayesi yapan bunlardır . "
 
 
" Ve aşk mükemmel değildir. Eğer öyle olsaydı, Tanrı'nın müdahale etmesini istemezdik . "
 
" Beni asıl heyecanlandıran kendi ellerimle yarattıklarım. Daha önce bunları ortaya çıkarma cesaretim hiç olmadı. "